Türkan Şen

Türkan Şen
*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak... *Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi... *Uzlaşımsal değerlere meydan okumak... Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
Puan vermedi
Hüseyin Rahmi Gürpınar GULYABANİ Romanlarını, halkı “yüksek bir felsefe”ye doğru çekmek için kaleme aldığını söyleyen Hüseyin Rahmi Gürpınar, Aydınlanma felsefesinden, Schopenhauer ve Nietzsche gibi filozoflardan da etkilenmiştir. Toplumun peşin yargılardan, geleneksel düşünce kalıplarından ve akla aykırı her türlü hurafeden kurtulması gerektiğine inanın Gürpınar’ın toplum içerisinde din kisvesine bürünmüş batıl inanış ve hurafeleri yerdiği Gulyabani romanı aynı zamanda edebiyatımızın fantastik öğeler barındıran ilk korku romanıdır. Gulyabani’de Musine Hanım adında kimsesiz bir kadının hizmetkârlık yaptığı çiftlikte gerçekleşen doğaüstü olaylar ve sahtekârlıklar etrafında yaşadığı maceralar anlatılır. Masal tadında bir kitap, okunmasını tavsiye ederim. 15/06/2025
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Kolyos Yayınları · 201618bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
CEREN CERAN T E R C İ H “Gerçek benliğimi ve gerçek isteklerimi ortaya koyduğum her durumda, kötü olan ben oldum bu hayatta. Bana reva görülene razı gelmediğim her konuda; kızarak, küserek, sessizleşerek pes ettirmeye çalıştılar beni. Herkes bana bir kader çizmişti, herkes kendi hikâyesinde bana bir rol biçmişti ve ‘Ben kendi rolümü seçeceğim’ dediğimde ise benden hayırsızı yoktu. Kendi uygun buldukları cicilerle donattılar hayatımı, ‘Cicilerinizi değil, kırık dökük emeğimi istiyorum’ dediğimde ise nankör oluyorum, öyle mi?” Ceylan’ın ve Asiye’nin hikâyesi işte tam da bu cümlelerde gizli. Gidemeyenin ve gidenin hikâyesine odaklanan roman, kendi yolunu çizen ve çizemeyen iki kadının hayatında tüme vararak güçlü bir Türkiye panoraması çiziyor. Üniversite tercihleri sırasında alınan bir kararla bambaşka deneyimlere uzanan bu iki hayat, hepimize kendimizden bildiğimiz o tanıdık yerden dokunuyor. Peki, gitmek bencillik, kalmak razı olmak mıdır sahi? Oysa kadın ya da erkek fark etmez, herkesin kendi hatasını yapmaya, kendi acısını yaşamaya hakkı olmalıdır bu hayatta. Çünkü fazla uyum, yok oluşu getirir. Razı olmak, mutlu olmak demek değildir. Peki, sizce gidebilmek için ne lazımdır? Umut? Cesaret? Bir çift bacak?
TercihCeren Ceran · Masa Kitap · 2025271 okunma
Puan vermedi
Dünyasızlar Kaan Murat Yanık “Gökyüzünde hepimizin yarasına yetecek kadar yıldız var…” Yüzünü kaybeden bir kız… Esrarengiz bir cinayet… Ve büyülü bir kış yolculuğu… Günümüz İstanbul’undan İkinci Dünya Savaşı yıllarının Sovyetlerine uzanan Dünyasızlar, modern bir Harut ile Marut hikâyesi. Butimar ve Uzakların Şarkısı romanlarıyla on binlerce okura ulaşan ödüllü yazar Kaan Murat Yanık, yolu edebiyat ve sanattan, Stalin ve Hitler’den, Bakü ve Leningrad’dan geçen bir hikâye anlatıyor. Dünyasızlar… Sürükleyici bir macera, Akıldan çıkmayacak sarsıcı bir aşk masalı. Sırlarını kuyuya fısıldayanlara, yıldızını aramaktan vazgeçmeyenlere… İÇİNDEN ÇIKAMAYACAKSINIZ!
DünyasızlarKaan Murat Yanık · Turkuvaz Kitap Yayınları · 20204,235 okunma
Puan vermedi
Bin Muhteşem Güneş KHALED HOSSEINI Romanı çok kısa süre içinde bitirdim. Ama Meryem ve Leyla’ya Raşit tarafından uygulanan şiddet benim dudaklarımı ısırmama, içimin acımasına, canımın yanmasına sebep oldu. Ah Meryem, ah Leyla ne kadar da acı çektiniz. Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Ancak siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan’ın Khaled Hosseini’de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı’yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Khaled Hosseini’nin ikinci romanı. Yazar bu romanda da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar… Sovyet Rusya ile Afgan mücadelesi süreçlerini anlatırken Taliban’ın süreçlere dâhil oluşunu ve 11 Eylül dönemlerini de kapsıyor. Savaşların getirdiği göç süreçleri, kayıplar, ölümler, şiddet, kadınların süreçlerde daha fazla ödediği bedeller üzerinde durulmuştur. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgütüyse, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla “beklenen” bir roman…
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,6bin okunma
Puan vermedi
FAKİR BAYKURT Eşekli Kütüphaneci Ürgüp’te Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz’ün öyküsü. Mustafa Bey’de derin bir kitap sevgisi vardı. Ona tutku demek daha doğru olur. Çoğu insanın tanımadığı, bilmediği bu bambaşka tutku, bir aydınlık tutkusudur. Ama ne yazık, öyküsünün sonu acı bitiyor. Aydınlık düşmanları Mustafa Bey’i kolayca saf dışı ederler Ama acı bitse de, Mustafa Bey savaşımı kazanıyor. Onun kişiliğinde biz kazanıyoruz. Biz derken Sevgi Okur, bunun içinde sen de varsın. Sıcak bir yaz günü, peribacaları diyarına Yunanistan’ın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas adında biri gelir. Bu genç adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan büyükbaba ve büyükannelerinin izini sürmek, bir daha buraya dönemeyen akrabalarının yerine bu güzel yerleri gezmek istemiştir. Tesadüf karşısına yörenin sevilen şahsiyetlerinden “Baba” lakaplı Aziz Güzelgöz’ü çıkarır. Aynı yaşlardaki bu iki genç kısa sürede kaynaşır. Dimitrios Aziz’in evine konuk olunca, bu büyüleyici diyarda inanılmaz bir adamla tanışır. Aziz’in babası Mustafa Güzelgöz’dür bu kişi; namı diğer Eşekli Kütüphaneci. Ürgüp’teki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için takılmıştır bu ad ona. Herkes, özellikle de kadınlar, kitap okusun diye yıllarca çırpınmıştır Mustafa Güzelgöz. Dimitrios ile Eşekli Kütüphaneci arasındaki sevgi köprüsü yöreli birlikte gezerlerken iyiden iyiye pekişip güçlenir. Bu arada kan kardeşi olan Aziz Dimitrios’un aklına, Ürgüp ile Larisa’yı “kardeş şehir” yapma fikri düşmüştür. Ama bu o kadar da kolay olmayacaktır. Fakir Baykurt’un, klasik anlatımının tüm olanaklarından yararlanarak, gücü yetene, hatta bitene dek, hasta yatağında yazdığı bu son romanda, sevgi, kardeşlik, azim, cesaret gibi duygular yine okuru sarıp sarmalıyor.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,4bin okunma