Türkan Şen

Türkan Şen
*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak... *Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi... *Uzlaşımsal değerlere meydan okumak... Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
▪︎O an. İşte, o an. O anlama anı. O bilme anı. O idrak. Hayatın, tam da durduğum yerde durduğu an. Zamanın askıya alındığı o an. Önce ağzım açıldı. Önce ağzım. Kapanmadı. Kapanamadı. Çığlık? Hayır. Sadece açık. Sonuna kadar. Sonsuza kadar! Sonra postallarım, Sanki yerden kesildiler. Belki bir, iki santim. Hissizlik ayaklarımdan başladı. Bileklerim, dizlerim, bacaklarım. Kesilip gitmişlerdi. Yoklardı. Gövdem de yoktu. Boynum! Burnum! Hepsi gitmişti. Kollarım, ellerim, her şey. Sadece gözlerim! Hayatta kalanlar onlardı. Açık ağzımla alnımın arasına sıkışmış gözlerim. Üzerlerine binen kaşlarımın perdelediği gözlerim. Ne görüyorlardı! Hiç....
Sayfa 169 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
▪︎Cesim'e baktım. Türkü söylüyordu. Eğitim birliğindeki çocuklar gibi. Çirkin sesiyle türkü söyledikçe güzelleşen çocuklar gibi. Bulutların neminden ıslanacak kadar yüksek bir tepede çöker ve soğuktan birbirimize girerdik. Tüfek namluları omuzlardan taşmış birer boynuza, bizse bir hayvan sürüsüne benzerdik. Tam da o sessizlik bin yıl sürecekmiş sandığımız an, tek bir baş gri göğe yükselip uluyan bir köpek gibi türkü söylerdi. Küçük kabadayılar mahzun çocuklara dönüşür, annelerini özlerlerdi....
Sayfa 159 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Birkaç dakikadır, mutlak bir hareketsizlik için istinat boşluğunda yaşıyordum. Ardımda ve önümde, sonsuzluğa uzanan iki çizgi vardı. Beni, herkesten, her şeyden ve her yerden ayıran iki çizgi. Tren raylarına benzeyen iki çizgi. Soluma ve sağıma baktığımda, ileride birleşiyormuş gibi duran ama asla bir araya gelmeyen iki çizgi arasındaydım. Sağım ve solum. Geçmiş ve gelecek. Her ne kadar hayat, gözlerimi kandırmaya çalışsa da, asla birleşmediklerini bildiğim iki çizginin arasında. Ayık gözlerin perspektif denilen sarhoşlukla gördüklerinin seraptan ibaret olduğunu biliyordum. Önemli değildi....
Sayfa 142 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Dünyanın bütün ordularının bütün üniformaları aynı kumaştan dikilir, asker. Görünmezlik kumaşı. İçine girdiğin anda kaybolursun. Seni kimse bulamaz... Anlayacağın, ordu bir yorgan oldu ve ben onu üzerime çektim. Yanımdaysa binlerce imparatorluk askeri yatıyordu. Yerimizden kalkmamıza gerek yoktu çünkü verilen emir basitti....
Sayfa 119 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎"Hayır asker, hiçbiri. Benim delirmemin herhangi bir nedeni yoktu. Ben, deli doğmuştum. İmparatorluk Donanmasında onbaşı oldum. On altı yaşında. Neden biliyor musun? Çünkü Yonina yoktu. Çünkü evimi ölümün eşiğine kurmuştum. Çünkü dünyaya hükmetmeye çalışa herkesten nefret ediyordum..."
Sayfa 118·Kitabı okudu