Türkan Şen

Türkan Şen
*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak... *Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi... *Uzlaşımsal değerlere meydan okumak... Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
▪︎Bir sonraki sabah, Yonina siyah binanın çatısına çıkıp kendini kaldırıma bıraktı. Ve benden başka kimse, o an aşağıda olup onu tutmayı hayal etmedi. İşte, bunun üzerine düşündüm, kendimi asmayı. Hatta bir ip bile buldum. Hatta ucundaki ilmekten başımı geçirip birkaç saat karanlıkta oturdum. Ne düşündüm, biliyor musun? Ölmeyi hayal etmenin ölü bir adam olmaya yettiğini. Hatta ölüme dair olanın dışında hiçbir hayalin gerçekliğinin olmadığını düşündüm....
Sayfa 103 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
▪︎"İntihar, akla düşen bir damla asittir. Onunla yıkanmasını bilmeyen delik deşik olur ve erir. Bu yüzden intiharın eşiğinden dönen yoktur. Oraya varan orada yaşar. Oraya varan orada ölür. Şimdi sen de o eşiktesin. O eşiğin altında. Ölene kadar. Korkma, sağlamdır yerin. Üstüne gökyüzü çökse, yıkılmaz zihnin. Çünkü durduğun yerde, umursamayacaksın insanlığı. Ama unutma, tırnağın kırılsa mermiyle dolduracaksın ağzını."
Sayfa 98 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Üzerinde, beyaz harflerle "CEZA ve TUTUK EVİ" yazıyordu. Harfler o kadar büyüktü ki tabeladan taşmak için yer arıyorlardı. Bir an için, tabelanın cezaevi, harflerinse içerdekiler olduğunu düşündüm.
Sayfa 86 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Ancak acı bir yılana dönüşmüştü. İçimde geziyordu. Sağ el bileğimden alnıma, oradan sol topuğuma sürünüyordu. Biraz bekliyor, yeniden hareket edip göğüs kafesime çörekleniyordu. Bir şeyler düşünmek istiyordum. Unutmak için, Ya da Ekber'in yaptığı gibi unutmuş görünmek için. Bir şeyler düşünmek ve acı adındaki yılanın vücudumda dolaştığını unutmak istiyordum. Ama olmuyordu. Yılan parçalıyordu. Kurduğum her hayali delip geçiyor, gözümün önüne gelen her şeyi yutuyordu.
Sayfa 59 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Kim mi? Karakol komutan yardımcısı, Astsubay Çabuş Ekber. Harp sanatı ile sadizm arasındaki karbon kağıdı! ▪︎Ekber'in yaklaştığını fark edemediğim için aralıksız dört saat nöbet tutma cezası. Önemli değildi. Sadece yüzümün bittiği yerde bana küfretmesi biraz canımı yakmıştı. Gurur bazen tek noktadan kırılıyordu. Bir kemik gibi. Birbirinden ayrılan iki uç da sızlıyordu. Çevresindeki et şişiyor, içinde öfke ve üzüntü iltihapları birikiyordu. Bazen de gurur paramparça oluyordu. İşte o zaman zor kaynıyordu. Gurur parçalarını bir araya getirmek için platinler, çivilerle tutturmak gerekiyordu. Bu çivilerin en sağlamı da intikam oluyordu. "Hele bir bitsin şu askerlik, bak o zaman..." diye başlayan cümleler...
Sayfa 54 - Doğan Kitap·Kitabı okudu