Türkan Şen

Türkan Şen
*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak... *Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi... *Uzlaşımsal değerlere meydan okumak... Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
▪︎Hukuk terminolojisinde, kadınların statüsüne saklı nüfus, deniyordu. Derdini gerçekten anlatabilen nadir hukuk terimlerinden biri: Saklı nüfus. Doğruydu. Çünkü kadınlar saklanmıştı. İntihar edene kadar da ortaya çıkmıyorlardı. Her evde en az iki adet silahın bulunduğu ilçede, sabah küçük, akşam büyük kız kardeş kendini vuruyor ve varlıkları resmi makamlar tarafından ancak bu şekilde öğreniliyordu. İntihar cinsiyeti dişiydi. Erkekler kendilerini vurmayı akıllarına bile getirmiyordu. Ama kadınlar! Onlar, intihara bayılıyordu. İntihara tapıyorlardı. İlçenin bütün köylerinde intihar modanın kendisiydi. Saklı nüfus modası intihar! Erkeklerse, devlet kaynaklı bütün maddi olanakları sömürmenin peşinde, hükümet konağını kuşatan kahvelerde oturup öğle tatilinin bitmesini bekliyorlardı.
Sayfa 48 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
▪︎Her ne kadar onlar yaralandıkları anı çok gerilerde bırakmış gibi görünseler de, bizim için, hala savaşmakta olan üstün varlıklardı. Belki de insanların çekingen bakışlarına alışkın oldukları için ilk lafı da onlar atmıştı: "Şafak kaç?" Söylemeye utanmıştık. Askerlik hizmetlerinde gazi olmuş insanlara, askerlik hizmetimizin her gününü saydığımızı söylemeye utanmıştık.
Sayfa 48 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Nöbet, bir hücreydi. Tam açık bir cezaevinin boşluk hücresi. İradeden örülmüş duvarları olan bir hücre. İçinde de iradenin sahibi olan bizler. Bir çeşit mahkumduk. Ama kürek mahkumu değil. Biz, tüfek mahkumuyduk. Bu yüzden deliriyorduk. Alışık değildik. Bir silahla bu kadar yalnız kalmaya alışık değildik. Doğalı yirmi yıl olmuş ve alışmaya vaktimiz olmamıştı. Yirmi bir yaşında İstanbul'u fetheden adamla kesinlikle ilgilenmiyorduk. İstanbul fazla uzaktı. Alışık değildik yalnızlığa....
Sayfa 42 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Buna kanun yoluyla teşvik deniyordu. Eğitimini tamamlamamak büyütülecek bir şey değildi. Ama askere gelmemek korkunçtu! Cehalet öldürmezdi ama asker kaçaklığı süründürürdü. Bunu kanunlar söylüyordu. Okulu siktir et ama askerliği mutlaka yap, diyorlardı.
Sayfa 18 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
▪︎Kar. Yüzüme çarpıp eridikçe yüzümü donduran kar. Aylardır yağıyordu. Gece, gündüz, sabah, öğlen, önce, sonra. Gömmek için yağıyordu. Herkesi ve her şeyi. Arabaları, çocukları, evleri ve öküzleri. Kayak için gerekli kar seviyesinden söz ediyorlardı, televizyondaki haberlerde. Orospu televizyonun çocuğu haberler! Kar seviyesi mi? Kayak için uygun! Peki, yolları kara batmış köylerin, bir yaşındaki çocukları böcek gibi ölürken dili kıpırdamayan leşlerin, yüz bir yaşındaki dedelerini yaşatmak için Fatiha Dağını kızakla aşıp Van yoluna çıkmaları için de uygun mu? Kar seviyesi! Önce ayaklar gömülür, sonra bilekler görünmez olur. Dizler, bacaklar, ahırlar. Kar, diri diri gömer...
Sayfa 16 - Doğan Kitap·Kitabı okudu