Parka doğru yürürken insanların yüzlerine baktım. Ne düşünüyorlardı? Neden konuşuyor, neden susuyorlardı? Kendi kendine konuşanlara neden deli diyorduk? Kendi kendine susanlar daha mı akıllıydı onlardan?
O kısacık sessizlikte yazdığım ilk öyküleri hatırladım. Kahramanlarım bana benzemesin diye uğraştıkça karanlık bir kuyuya düşerdim. Kuyunun dibinde kendimi bulurdum her seferinde. İçinde ben olmayan bir metin olanaksızdı. İnsanın kendi labirentinden çıkmasına yardım edecek bir harita yoktu ki dünyada.