Senin bâtınında ne kadar çok ve birbirinden farklı etkenler bulunmakta ve bunların her biri senin için çalışmaktadır. Sen rahatça uyurken onlar sana hizmet etmekten bir an bile geri durmazlar. Oysa sen ne onları tanırsın ne de onları sana hizmet etmeleri için yaratan Allah Teâlâ'ya teşekkür etmeyi bilirsin. Birisi bir gün kölesini sana hizmet etmek üzere gönderecek olsa, ömrün boyunca ona minnettar kalırsın. Ne var ki, ömrün boyunca bir an bile sana hizmet etmekten geri durmayacak şekilde bâtınında binlerce canlyı senin hizmetine sunmuş olan Hak Teâlâ'yı hatırlamıyorsun bile.
Aslında insan bedeni, özetle tüm
âlemin bir numunesi gibidir. Çünkü âlemde yaratılmış olan her şeyin insanda bir örneği bulunur. Söz gelişi vücuttaki kemikler dağa, damarlar nehirlere, kıllar ağaca, beyin gökyüzüne, duyular yıldızlara benzer.
Bedenin yaratılışında da birçok harikuladelikler vardır. Zira bedenin hem zahiri hem de bâtinî her uzvunun ilginç manaları olup her birinde farklı hikmetler vardır. İnsanın bedeninde binlerce sinir, damar ve kemik bulunur; bunların her biri farklı şekil, nitelik ve amaca sahiptir. Sen ise bütün bunlardan habersiz vaziyette yalnızca elin tutmak, ayağın yürümek, dilin ise konuşmak için olduğunu bilmektesin. Fakat gözün on farklı tabakadan oluştuğundan ve bu tabakalardan birinin eksik olması halinde görmenin mümkün olmayacağından habersizsin.
İnsanın kalbi, yaratılışın başında bütün âlem onda görülsün diye kendisinden parlak bir aynanın yapıldığı bir demir gibidir. Gerektiği gibi temiz tutulmazsa tamamen paslanır ve artık kendisinden bir ayna yapılamaz hale gelir.