Hayvanların ve yırtıcıların o tür niteliklerinin sende neden yaratıldığını anlayabilmenin peşinde ol. Acaba onlar seni esir edip kendi hizmetlerine koşmak ve gece gündüz hizmetkâr kılmak için mi bu şekilde yaratıldılar?
Sen kimsin, nereden geldin ve nereye gideceksin? Bu dünya menziline neden geldin? Seni niçin gönderdiler? Mutluluğun anlamı nedir ve nerede bulunur? Mutsuzluğun manası nedir ve nerededir? İç dünyanda toplanmış olan bu nitelikler, kısmen hayvanların, kısmen yırtıcıların, kısmen şeytanların ve kısmen de meleklerin sıfatlarıdır. Peki, sen bu niteliklerin hangisisin? Senin cevherinin hakikati bunlardan hangisidir ve hangileri sana yabancı ve ödünçtür?
Bütün bu soruların cevaplarını bilmezsen kendi mutluluğunu arayamazsın.
...hiçbir şey sana senden daha yakın değildir. O halde kendini tanımadan, başkasını nasıl tanıyacaksın?
"Ben kendimi biliyorum." diyebilirsin fakat yanılıyorsun. Böyle bir bilme, hakikati tanımanın anahtarı olamaz. Zira sen; başın, yüzün, ellerin, ayakların, etin ve dış derinden daha fazlasın tanımıyorsun. Bir hayvan da kendisi hakkında bu kadarını bilir.
Bil ki, yüce Allah'ı tanımanın anahtarı, kendini tanımaktır. İşte bu sebeple "Kendini tanıyan, Rabbini tanır." denmiştir:
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"Onlara ayetlerimizi hem ufuklarda hem de kendi nefislerinde göstereceğiz ki, böylece onun hak olduğu kendilerine apaçık belli olsun."'
1 Fussilet, 41/53.
Zira amele yansıtılmayan yalnızca dilde kalan söz zayi olmuş demektir. Uygulamaya dökülmeksizin yalnızca buyruk halinde kalan emir, ahirette vebal olur. Tüm bunlardan Allah Teâlâ'ya sığınırız.