Uzun zamandır okuduğum kitaplar arasında en iyisi diyebilirim.İtiraf edeyim başlarda Martin’in Ruth’a olan aşkını uzun uzun anlattığı romantik satırlar içimi baydı. Hatta bu kitap nasıl bu kadar sevilmiş olabilir demiştim.Bu yüzden biraz ara verip tekrar devam etmeye karar verdim iyi ki de öyle yapmışım.Çünkü ortalardan itibaren sadece bir aşk kitabı olmadığını farkettim.Sosyolojik,psikolojik yönleri ağır basan bir çok yönden de insanı içine alan bir kitap.Özellikle Martin’in Ruth ile tanıştıktan sonra kendiyle ve toplumla yaşadığı çatışmalar kitabın sürükleyiciliğini arttıyor.Martin’in Ruth’a ve onun yer aldığı zümreye kendini kabul ettirmek için verdiği mücadeleyle başlayan okuma ve yazma süreci sonralarda onun için büyük haz kaynağı haline geliyor.Kendini yazarak kanıtlamak istiyor, yazmak için yaratıldığına inanıyor.Bu süreçte bir çok zorlukla karşılaşıyor ve bir çok denemesi olumsuz sonuçlanıyor hatta çok sevdiği Ruth’u bile kaybediyor yine de tüm bu yaşananlar içinde ki bu yazma hazzından onu alıkoyamıyor.Sonu genel olarak beklenmedik bir son gibi düşünülmüş benim için beklenmedik ya da sarsıcı bir sondan ziyade tahmin edilebilir bir son oldu.Tüm olumsuz yorumlara rağmen böyle bir sonun daha akılda kalıcı olduğu ise aşikar.