konuşma gereğini duymadan iki kişi bir arada olabilse, derdim. bunu isterdim. seninle yirmi dört saat hiç konuşmadan birlikte olabilirim. anlıyor musun? kısacası bu sevmek midir, bilmiyorum. senin yanında sıkılmıyorum hiç. aşk bu mudur acaba
iki kişi ille de konuşmadan olamazlar mı, diye düşünmüştüm. çünkü konuşmak, o iki kişi arasında eksik olan bir şeyin yerine geçiyordu sanki. İnsanlar konuşarak, yalnızlıklarını ya da iki ayrı kişi olma durumlarını ortadan kaldırdıklarını sanıyorlardı.
…serüveninin kendisini nasıl yıktığından, yüreğini yaraladığından bu yüzden farkında olmadan kof bir aldırmazlık gösterisi uğruna duygularını semsert ve aşılmaz bir kabukla çevirdiğinden habersizdi.