Puan vermedi·120 syf.··
2026 25. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 17:56
​"Biz" demenin zorunlu, "Ben" demenin suç olduğu bir dünya... Uzun zamandır listemde olan EGO, hem yazarla ilk tanışma kitabım oldu hem de diğer kitaplarını hemen listemin üst sıralarına taşımamı sağladı. ​Distopik eserleri çok severim ama Ego’nun bendeki yeri bir başka oldu. Kitap 1937 yılında yazılmış. Şöyle bir durup düşününce; türün en popüler, en bilinen örneklerinin birçoğundan önce kaleme alınmış. Tarzının öncülerinden biri olduğunu bilmek, okurken aldığım keyfi ve kitaba olan saygımı fazlasıyla artırdı ​Konusu o kadar vurucu ki... Tamamen kontrol altında, neredeyse nefes almanın bile kurallara bağlandığı, her şeyin yasak olduğu bir gelecek düşünün. Ama en korkuncu: "Ben" kavramı tamamen yok edilmiş. İnsanlar kendilerinden bahsederken bile sadece kolektif bir "Biz" diyebiliyor. İşte böyle bir toplumun içinde, sadece içinden de olsa soru sormaya, sorgulamaya cesaret edebilen tek bir kişinin hikayesini okuyoruz. ​Yazarın o kadar akıcı ve sürükleyici bir dili var ki, elimden bırakamadım ve bir günde su gibi akıp gitti. Eğer benim gibi distopya türünü seviyorsanız ve bu zamana kadar gözünüzden kaçtıysa, "Ben bunu nasıl atlamışım!" diyeceğinize eminim EGO Ayn Rand Pegasus Yayınları 1. Baskı, Kasım 2021 114 syf. ️29.05.2026 - 29.05.2026 Mersin 2026/25 #ego #anthem #aynrand #pegasusyayınları #distopia Pegasus Yayınları @aynrandorg
EgoAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20211,953 okunma
10/10
·384 syf.··
2026 4. kitabı
Öncelikle Dex yayınevinden bir daha asla kitap almayacağım. Sayfalar incecik. Keşke hakları pegasusta kalsaymış eski seriyi hep pegasus basmıştı. Sırf bu yüzden bu kitabı ilk çıktığı zaman almama rağmen 1 yıl sonra okudum. Çevirisi de çok kötü çünkü bu yüzden akmıyor gibi hissedebilirsiniz. Her seferinde aynı oyunları yazarak yazar nasıl bu kadar değişik farklı şeyler ortaya çıkarabiliyor bilmiyorum ve de hiç zorlama uydurma olmuyor. Ama her kitabı da bayılarak hiç sıkılmadan okudum bugüne kadar. Karakterlerin iç dünyasını açmasını seviyorum. Distopya gibi şeylerde bu eksikliği hissedilen bir şey olabiliyor çünkü. Benim için en anlamlı şey bu yani. Umarım yeni kitaplar da yazar bundan sonra pek yazmaz muhtemelen ama Elli tane daha kitap yazsa ellisini de sabırla bekleyip okurum.
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025858 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ateşi Yakalamak | İnceleme, spoiler içerir!
8/10
·448 syf.··
2026 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 11:35
Serinin ikinci kitabı Ateşi Yakalamak ile birlikte bende giderek daha fazla yer edinen bir evren olmaya ilerliyor. İlk kitaptaki açlık oyunları galibinin (?) mıntıkaları zafer turuna çıkması; seyirciler, kameralar ve bolca rollenmeler ile biraz hareketsiz ilerledi. Kitapları üçer bölüme ayrılarak yazılmış bu kitabının ilk iki bölümü için bu böyle devam etti denilebilir. Bunun sebebi bir sistemin taşlarını devirmenin, karakterler arasında ve kendi içinde yaşanan duygusal savaşların bütün gidişatı nasıl etkileyebileceğine atfedilmiş bir zorluk olduğunu anlatmakla ilgiliydi bence. İlk iki kısmın aksiyonsuzluğu içinde mıntıkalardaki otoritenin kendini hissettirmeye başlaması, Başkan Snow ile karşı karşıya gelen Katniss'in Peeta ile sürdürdükleri oyunu ne kadar sahici oynaması ve belki de bunun ömür boyu sürmesi gerektiğinin şaşkınlığını çok güzel hissettim. İlk kitapta da belirtmiştim, gerçekten hissettirilmesi gereken hissettiriliyor ama hala seri boyunca devam eden koyulaşmamış bir anlatım dili var ve sanırım böyle devam edecek. Bu sene gerçekleşecek olan 75. Açlık Oyunları Çeyrek Asır Oyunları'na denk geliyor. Yani, her mıntıkadan bir erkek bir kadın olmak üzere gönderilen haraç sayısının iki katı kadar haraç arenaya alınıyor. Bu da oyunları daha meşakkatli, haraçları da daha yaşam savaşı verecekleri bir psikolojiye maruz hale getiriyor demektir. Ama bu Çeyrek Asır Oyunları'nda beklenmedik bir seçim yapılıyor. Ne olabilir? Başkan Snow'un bu oyunları sunuş biçiminde dikkatimi çeken: "Aralarından en iyilerinin bile Capitol'e karşı gelemeyeceğini hatırlatmak için..." cümlesi oldu. Snow'un hitabet şekli ve politikaları bir baskın lider otoritesinin nasıl olması gerektiğini çok iyi anlatan siyasi bir figür olmuş. Örneğin, her sene düzenlenen açlık oyunlarında haraçlar kurada
Edebiyat & Roman
Ateşi YakalamakSuzanne Collins · Dex Kitap · 202024,1bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2024 18:40
PEGASUS Hayatın telaşına çok fazla kapılan ve kısa bir tatil için arabasıyla yolculuğa çıkan John'un yolu, hiçliğin ortasında gibi görünen küçük bir kafeye düşer. Aslında tek istediği kısa bir mola vermektir ama karşısında kafenin menüsünde yer alan üç soru bulur: Neden buradasın? Ölümden korkuyor musun? Halinden memnun musun? John şaşkına dönse de merakına yenik düşer ve bu soruların sırrını kafenin aşçısı, garsonu ve müşterilerden birinin yardımıyla çözmeye koyulur. Hayatın anlamına dair bu sorular onu reklamcılık sektörünün üst düzey yöneticilerinin dünyasından Hawaii sahillerine kadar götürecek, hayata ve ilişkilere bakış açısını değiştirecek ve insanın bilge bir yeşil deniz kaplumbağasından öğrenebileceği çok şey olduğunu anlamasını sağlayacaktır. Dünyanın Kıyısındaki Kafe bizi de kendi içimizde bir yolculuğa çıkmaya yüreklendiren, yer yer gülümseten, capcanlı, dokunaklı bir hikâye.
Dünyanın Kıyısındaki KafeJohn Strelecky · Pegasus Yayınları · 20211,185 okunma
Okunur
7/10
·456 syf.··
2026 189. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 11:54
Uzun zaman önce aldığım ve kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı. Aslında biraz okumaya başlamış ancak o dönem içinde bulunduğum ruh halinden dolayı çok fazla ilerleyemeden bırakmıştım. Tam bu noktada kitapla ilgili ilk bilinmesi gereken uyarıyı vereyim, yavaş ilerliyor. Kitabın ilk 150 sayfası oldukça yavaş ilerliyor (hatta kitabın sayfa boyutunu düşünürsek 300 sayfa da diyebiliriz). Yazar yarattığı yepyeni dünyayı tanıtırken elini korkak alıştırmamış. Bu gerekli olduğu kadar yer yer bunaltıcı ve fazla da olabiliyor. Özellikle kitaba girmeye zorlandığınız bir dönemdeyseniz ya da kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışıyorsanız bu kitap sizi zorlayacak ve geri atacaktır, yine belirteyim, ilk ~300 sayfada. Küçük bir örnekle, ana karakterin adını ~30. sayfada öğreniyorsunuz. Pegasus yayınlarından olan kitabı ben 2019 yılında almışım (alışveriş fişini kitabın içinde buldum) ve 60 TL ödemişim. Vay canına gerçekten! Bugün, bu basım kalitesindeki kitapları 1000 TL’den aşağıya alamazsınız. Bu nedenle şunu söyleyebilirim, sayfa ve basım kalitesi oldukça iyiydi. Ama çok fazla yazım hatası vardı (eksik harfler, yanlış yazılmış kelimeler vb). Bu tarz hatalar, özellikle de böylesine yavaş başlayan kitaplarda çok can sıkıcı oluyor çünkü hikayeden kopuyorsunuz. Hele de bu fantastik türünde bir kitapsa, içinde bulunduğunuz dünyadan gerçek hayata aniden çekilmişsiniz gibi hissettiriyor, hiç hoş değil. Bu kitabı yıllar sonra elime almamın iki nedeni var. İlki, uzun zamandır kitaplığımdan bana göz kırpıyor, zamanını bekliyordu ve benim için de en uygun zamandı. İkincisi yazarın bir başka seri kitaplarını aldım ve ona başlamadan önce bunu okumak ve yazarı, yazarın dilini tanımak istedim. Böylece aradan geçen yıllarda gelişimini de izleyebileceğim. Bu açıdan verdiğim karar beni çok
1000Kitap
Nevernight - Kuzgunun GölgesiJay Kristoff · Pegasus Yayınları · 2018576 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 91. kitabı
Bugün sizlere fantastik bir kitapla geldim. Sizi hayallerin gerçeğe dönüştüğü ama bir o kadar da tehlikeli bir dünyaya, @buseyarenkıyak ’ın kaleminden çıkan “Ay Kuşağı: Tempersitar” evrenine davet ediyorum. Kitabın dünyasına girdiğiniz an sizi Primuslar, Elementerler ve 400 yıldır görülmemiş bir bağ olan Tulparlar karşılıyor. Hikayemizin merkezinde, geçmişin ağırlığıyla geleceğin belirsizliği arasında sıkışmış Helena Lincoln var. Helena, Alderwild Elementer Akademisi’ne adım attığında bunun bir kaçış olduğunu sanıyor ama aslında her şeyiyle yüzleşeceği bir kapana girdiğinden habersiz... Okurken Helena ve sadık dostu Pegasus arasındaki o derin bağ beni gerçekten duygulandırdı; iki yalnız ruhun birbirini bulması kurgunun en naif yanlarından biriydi. Chris karakterine ise ayrı bir parantez açmak lazım. Onun o güven veren kalbi ve sevgisi sizi kendine bağlarken, hikaye boyunca karşınıza çıkan o büyük “ihanet” tam bir ters köşe etkisi yaratıyor. Yazar, betimlemelerle öyle detaylı bir evren kurmuş ki, bazen sayfalar süren o tasvirlerin içinde kendinizi akademinin koridorlarında veya elementlerin savaşında bizzat yürürken buluyorsunuz. Bir kafeste başlayan bu hikaye, sizi tahmin edemeyeceğiniz bir cehennemin ortasına bırakabilir. Yazarımızın emeğine sağlık. Serinin devamını merakla bekliyorum. İyilikle ve kitapla kalın.
Ay Kuşağı 1Buse Yaren Kıyak · Morva Yayınları · 20267 okunma