Uzun zamandır dünya klasiği okumuyordum, bir gün ofisin bir köşesinde bu kitaba denk geldim. İşyerimde fırsat buldukça okuyorum, akıcı güzel bir kitaba benziyor. Okumaya başlayınca merak edip biraz araştırdım.
Ben Sis yayıncılıktan okuyorum ama Can yayınları kitabın açıklamasına şunlara yazmış:
“ Puşkin’in en ünlü eserlerinden biri olan ‘Yüzbaşının Kızı’, bir soylu olan Pyotr Andreyeviç Grinyov’un ağzından, günlüğüne yazdığı anıları üzerinden askeri görevini icra etmek üzere gönderildiği Belogor Kalesi’nde başına gelen olayların anlatıldığı tarihi bir romandır. Gerçek olaylara dayanan roman, Büyük Katerina dönemindeki ünlü Kazak isyanı Pugaçov Ayaklanması’nın gerçekçi bir resmini çizmektedir. Roman hem Pugaçov Ayaklanması’nı hem de bu isyanın arka planında geçen dokunaklı bir aşk ve kurtuluş hikayesini anlatır. Puşkin’in bu kurgusal ama aynı zamanda tarihsel temellere dayanan romanı okuyucuya olayları başka bir noktadan gözlemleme olanağı sunar. “
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçmiş bir aşkın boş kabuğuna tutunmanın, bir daha geri dönmeyecek bir kalbi tekrar fethetmenin ya da pişmanlıklarınızın içinizi kemirmesine izin vermenizin bir anlamı yok…
Bana göre yalnızlık tek göz odalı dairem, bana mükemmel şekilde uyan battaniyemin altı, yürüyüşe çıkarken kendimi bakarken yakaladığım göğün altı, bir partideyken aniden üstüme çöken yabancılaşma hissi.
Düşük benlik algılarını yenebilmek için bilinçaltlarında yeni bir persona yaratıyor ya da nefret ettikleri yönlerin üstünü örtüp oldukları kişinin aksine abartarak dışa vuruyorlar. Yüksek benlik algıları varmış gibi yapıyorlar ama bu şekilde daha kolay zarar görüyorlar.