“Bir anlamda ben hâlâ yokum. İki dünya arasında, araftayım. Japon hükümeti, benim Japonya'ya döndüğümü bugün bile resmî olarak kabul etmedi. İşte buradayım, resmî olarak burada "yaşamıyorum". "Yaşanmayan" bir hayat, bu benim lanetim olmalı.”
“ilkbaharda gelen, sonbaharda gitti. Henüz başlamadan, bir nefeste bitiverdi. Yazılmamış bir öykünün söylenmemiş bir şarkıya dönüşmesi gibi, ardından birkaç nota, bir avuç toprak, biraz yağmur dışında hiç kimse yetişemedi.”
“o geceyi hatırlamak, asla yanlız olmayacağını hatırlamaktı ve hatırladığı sürece, dünyayı omuzlarının üzerinde bir yük gibi değil, yalnızca bir anılar yumağı gibi taşıyacaktı. Yaşadığını hissediyordu. Yaşamak, savşmak ve seninle öpüşmek birbirine öyle yakın şeyler ki, sevgili, diye düşündü, sonra gülümsedi. Dudaklarındaki ıslık, sonsuz adımlar boyu, bir aşk şarkısını, her aşk şarkısını, Aranjuez’i şekillendirerek sürüp gitti.”
Melisa Yılmaz || Üflenmemiş Rüzgarlar 🌬
.
Sazaki, Lidiyamis, Gili, Deina ve daha birçok karakterin ev sahipliğini yaptığı 7 tane öykü var kitapta. Hepsini çok sevdim diyemem sadece beni iki tanesi çok etkiledi ve beğendim biri Aranjuez’in Sesi ve diğeri Lidiyamis’in Ölümü idi.
.
Yazarın çok fazla betimlemeye yer vermesi zaman zaman olayın içinden beni kopardığını ve anlam karmaşası yaratarak aynı yerleri birkaç kez daha okumak zorunda kaldığımı söylemek istiyorum