“İhtiyarın omuzundaki taşıma sopasının iki ucundan sarkan boş kovaların birbirine çarparken çıkardıkları hüzünlü ses, ayağının altındaki kuru toprağın iç çekmesini andırıyordu. İhtiyar bu hüzünlü sesle ayağının altından çıkan toprak rengindeki yalnızlığının sesini dinlerken kalbindeki boşluğun bu kurak dünyadan çok daha uçsuz bucaksız olduğunu hissetti.”
Kuraklığın baş gösterdiği Balou Sıradağları'nda yer alan köylerde yaşamakta olan ve kıtlıkla, susuzlukla mücadele eden köylüler birer birer evlerini terkediyor. Yalnız 70li yaşlarında olan bir ihtiyar ve sahiplendiği kör köpeği bu göçten vazgeçiyor sebebi ise tam bu göç esnasında gördüğü tomurcuklanan bir fide. Bundan sonra ise içinde bulunduğu durumdan şikayet etmek yerine çözüm bulabilmek için nasıl çareler aradığını, çabaladığını ve bu iki dostun yaşama tutunmak için nasıl umutlarını kaybetmeden uğraştıklarını görüyoruz.
Yan Lianke dostluğun, fedakarlığın ve umudun, varoluş mücadelesinin anlatıldığı çok güzel bir roman yazmış ve sizinde okurken birçok ders alacağınız bir kitap.
Hakan Şenocak ile ilk tanıştığım kitap oldu Naj, öykülerin hepsi birbirinden güzeldi. Beni en çok çeken ise düş ile gerçeği o kadar güzel harmanlamışki bu kadar olur. Hikayeleri okurken hem okuduğunuza hem de sizde uyandırdığı düşüncelere inanamayacaksınız. Ben diğer kitabını da okumak istiyorum en kısa zamanda.