İÇKİ
İçte içki âlemi vuran kıran yıkılan.
Servetini kaybedip, yumruklan sıkılan,
İflâs cinnet cinayet kafaları kırılan
Bütün bunu sebep kim, elbette sensin içki.
Düşün senin yüzünden ne yuvalar sönüyor
Vicdan bile tiksinir, çünkü hisler ölüyor.
Şu halde niçin sana çoklar gönül veriyor.
Fiyaka mı gaflet mi bu da bir nevi cinnet
Ey çamurlar çocuğu yetişmez mi bu mihnet.
Servet kıymet itibar her şey elden gidiyor,
İcabında çocuklar evini terk ediyor.
Yalnız sen ölmüyorsun vatan da kaybediyor
O yıkılan yuvalar, o satılan vicdanlar,
Bunlar senin kanından uyan hissiz izanlar
Ya mukaddes bir tövbe ya şerefli intihar,
Son ver rezaletlere ufkunda açsın bahar.
Sebep ne ömrün geçer perişan leyli-nehar.
Azeri'yi dinle ki saadeti bulursun
Unutma ki ey gafil sonra pişman olursun.
Neden ilim tababet aciz kalmış bu derde
Bir de psikologlar ilme çekerse perde
Unutma ey alkolik kat‘i çaren irade
Haksız mı İslâm dini, kuran etmiş İçkiyi
Ey Yeşilay nerdesin kurtar bu insanlığı.
Evet bu yol uçurum belki tımarhaneler,
Boşanmalar kavgalar belki batakhaneler
Belki mesken çamurlar belki de meyhaneler
Yeter ey gafil yeter siz bir elem kervanı
Ey bedbaht alkolikler siz cemiyet kurbanı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
PLÂTONİK VE MELÂNKOLİK BİR AŞK
Gözlerim kör olsa yalnız senin aşkın kalır.
Yalnız senin saçların gözümün önünde dalgalanır.
Hey, Ulu Tanrım sen getirdin başıma bu işi,
Sen soktun kalbime aşk denilen şişi.
İstersen sevgilimi ver bana
İstersen kıy, vermiş olduğun bu tatlı cana.
Kalbim durmadan kanar
Ciğerlerim ateşler içinde yanar
Ömrüm benzesin son bahardaki yaprağa.
Ulu Tanrım çabuk yatır beni bu kara toprağa.
MAZİNİN SESİ
Eski hâtıralar benliğimi de sarmış,
Meğer bu dünyada unutmak varmış,
Şimdi bir hayâl oldu o eski mazim,
Artık geçen günlerim dertli ve hazin
BİR HALK TÜRKÜSÜNE NAZİRE
- Kahveci oldum: Çayın cibresi ile çay sattın dediler, pılımı pırtımı haciz ettiler.
- Şoför oldum: Karınca ezmemek için caddelerde yalpa yaptırdım otoya. Sarhoş diye ehliyetimi aldılar.
- Ressam oldum: Tablo yaptım resimlerime bakıp güldüler.
- Çorapçı oldum: Sen ayağımıza değil başımıza çorap örersin dediler.
- Artist oldum: Sen çok meşhur bir jönsün perdeye sığmazsın dediler.
- Yarışçı oldum: Hiç tavuk kovalamasını bilmiyorsun diye müsabakaya almadılar.
- Tayyareci oldum: Evvela yerde yürümesini öğren diye beni bebek askısına taktılar.
- Sobacı oldum: Senin gibi boruları biz takmıyoruz dediler. Siz söyleyin boru mu bu?
- Kaptan oldum: Sen lenger takip denizin dibini su üstüne çektin ada yaptın, dediler.
- Hastanede hastabakıcı oldum: Yan gelip yatmasını bilmiyorsun, sen hastasın dediler.
- Doktor oldum: Çelikten kalp ve sinirlerin varsa sana servis şefliği verelim, dediler.
- Akıl hastası oldum: «Normalsin». Taburcu oldun, delirdin dediler.
- Nihayet bütün dünya benimdir, diye dayattım. Tımarhaneye yattım.
- Keşifler yaptım – Resimler sattım.
Sayın okuyanlar şimdi oldu mu?
Taş gediğini buldu mu?
İlk bakışta anlamsız şiirler olarak görünse de daha dikkatli bakıldığında 14'lü hece ölçüsünün kullanıldığı, redif ve uyakların hakim olduğu şiirlerde mevcut.