Kitap, işgal altındaki İstanbul'un kaotik atmosferini yansıtıyor. Anadolu'da insanlar vatan savunması yaparken, İstanbul'daki Şişli ve Pera çevrelerinde yaşanan sefahat hayatı, yazar tarafından sert bir ironiyle sunulmuş. Romanın başkahramanı Mebrure’nin, kaybolan babasını aramak için bu ortamlara girmesi, masumiyet ile yozlaşmanın çarpışmasını simgeliyor.
Safa, Sözde Kızlar tabiriyle; Batılılaşmayı yanlış anlamış, köklerinden kopmuş, geleneksel değerleri küçümseyen ve uçucu bir hayat tarzını benimseyen bir gençlik profilini eleştiriyor. Bu yönüyle eser, bir 'sosyal eleştiri' romanı hissi uyandırdı bende.