Puan vermedi·528 syf.··
2025 41. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2025 17:43
Karıncaların Günbatımı ~ Zaven Biberyan Merhaba sevgili kitapseverler, Karıncaların Günbatımı kolay kolay tüketilen bir roman değil. Hem diliyle hem ruhuyla insanı aşağıdan tutuyor, sürüklüyor, bazen durduruyor. Zaven Biberyan yazarken öyle dümdüz bir yol açmıyor okuyana. Cümleleri yıpratıcı. Duraksıyorsun, boğazın düğümleniyor, bazen anlamamak bile yorgunluk veriyor. Kitap hem Ermeni toplumunun özgün dilini hem de İstanbul’un çokkültürlü geçmişini içselleştirmiş isimler kullanıyor. Pera’dan Suriçi’ne, Kadıköy’den Büyükada’ya, bir İstanbul haritası çiziyor Biberyan. Roman, İstanbul’daki bir Ermeni ailenin dramatik çözülüşünü Baret isimli genç bir adamın gözünden anlatılıyor. Baret, hayata tutunmaya çalışan, ailesinin yükü altında ezilen ve ne yapacağını bilemeyen bir karakter. Hikâye, sadece bir çocuğun büyüme sancılarını değil; bir toplumun bölünmüşlüğünü, bir annenin içten içe yanışını, bir babanın susarak yok oluşunu ve hepsinin ortasında sıkışmış kuşakları anlatıyor. Nesiller arası öfke, suskunluk, kuşak farkı, geçmişle hesaplaşma. Ancak belki de en çarpıcı figür, hiçbir yere ait olmayan ve sistemin dışına bilinçli olarak çıkan amca Dırtad: “Ben çalışmadım, bu yüzden de fakirim. Ama başka türlüsü heba edilmiş bir hayat olurdu,” diyen, kendi yoksulluğunu bir özgürlük biçimine dönüştüren biri. Lulu, Arus, Hilda.. Kadın karakterler kitapta çok daha derin. Ve bu çatışma, romanın içindeki “patlayan ama bastırılmış” duygu hâlinin sembolü gibi. Peki ya karıncalar? Roman boyunca karıncalar küçük birer motif gibi görünse de, sonunda o unutulmaz gün batımıyla birlikte anlamı ortaya çıkıyor: Sessizce çalışan, ezilen, parçalanan ama asla kendini anlatamayan bir varoluşun temsili. Bir isyan yok sadece susarak yok olma var. Bu roman bir dönüşüm ya da karar romanı değil —
Karıncaların GünbatımıZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2022327 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2024 20. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2024 01:57
Marquez severleri heyecanladıran kitaptır kendisi. Ölümünün ardından 10 yıl geçmişken ve artık pek bir beklenti yokken gelivermesiyle heyecanlandık haliyle. Kısacık bir roman, 70 sayfa civarında. Önsöz, yayıncının notu ve eklerle 88 sayfalık bir kitap. Önsöz çocuklarından. Babalarının bu kitabın imha edilmesini istediğini söylüyorlar. Sonsöz editör Cristobal Pera’dan. Kitabın yazım süreciyle ilgili detaylar vermiş bize. Son bölüm büyük sürpriz oldu benim için. Etkileyici gerçekten. Roman kahramanımız, her yıl Ağustos ayının 16’sında adaya annesinin mezarını ziyarete gidiyor. Bu ziyaretler zamanla, yaşı da ilerlemişken hayatına farklı bir heyecan getirmeye başlıyor. Kitap uçmuyor ama çok akıcı. Editör Pera’nın aktardıkları önemli bu noktada. Sağlığı izin vermemiş uçurmasına. Mart 2024 basım. Can yayınlarından çıkmış, Emrah İnce çevirisi. Kitaplığımın değerli bir üyesi artık kendisi. #ağustostagörüşürüz #gabrielgarciamarquez #gabo #canyayınları #bookstagram #latinamerikaedebiyatı #emrahince
1000Kitap
Ağustosta GörüşürüzGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20251,816 okunma
Reklam
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 00:00
Karıncaların Günbatımı, Ermeni bir yazardan okuduğum ilk roman. Yalnızca Ermeni olduğu için en güzel yılları ve huzuru haksız kanunlarla elinden alınmış bir gencin hikayesi, ancak kendisinin esas sorunu bu değil. Kimsenin sesini duymayışı, üç sene askerlikten döndüğünde dahi “Sanki Pera’dan dönmüş gibi” karşılanışı ve tamamen sorunlu insanlardan oluşan ailesi, -kendisi de bu insanlardan daha az sorunlu değil- ve onu asla anlamayan çevresi. İstediği şey biraz ilgi, belki de hakkının teslim edilmesi. Geçmişi özlüyor, oysa ne ailesi Varlık’tan önceki gibi olabilir, ne de kendisi askerlikten önce olduğu kişiye dönüşebilir. Karakter de bunu biliyor. Hem biliyor, hem istiyor. Tüm bu zihinsel karmaşanın içindeki çaresizliği çok iyi hissediyorsunuz. Fikrimce bir noktada “Dırtad” karakteriyle -ana karakterin amcası- birlikte yazarın hayat görüşünü okuyoruz. Bu kısımlar çok lezzetli, dönüp dönüp tekrar okumak istiyorsunuz. Kitaba ismini veren cümleler de o kısma ait. Ermeni olmak fikri kitabın başından belli bir yerine kadar hafif hafif esse de, bir noktada aniden ana karakterimizin yüzüne çarpıveriyor. Ermeni olmaktan, içine doğduğu toplumdan kaçamıyor. Yaşadığı kimlik sorunlarının, ait olmama hissinin, mental sorunların ve belki de kadersizliğinin, başına gelen her felaketin Ermeni olmasına bağlanışını okuyoruz. Koca bir halkın “felaket” olgusunu nasıl korkarak, nasıl çekinerek beklediğini ve benimsediğini okumak insanı sarsıyor, en başından beri belli noktalarda tamamen dengesiz ve karamsar olduğunu düşündüğünüz ana karakterin tek olmadığını, bütün bu insanların bir felaket olmadan yaşayamacak hale geldiğini görüyoruz. Her cümle çok çarpıcı. Sizi mensubu olmadığınız bir halkın içinde hissettirmek her yazarın harcı değildir. Zaven Biberyan bunu yapıyor, bu yüzden ortaya bir
Edebiyat
Karıncaların GünbatımıZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2022327 okunma
5/10
·154 syf.··
2020 28. kitabı
Edebiyatımıza yeni kalemlerin eklenmesine çok seviniyorum. Şeyma Reyhan Gözen‘in bu ikinci kitabı, benim yazarla tanışma kitabım oldu. Kitap Kapadokya’dan İtalya’ya, Pera’dan Tokyo’ya geniş bir coğrafi yelpazede, birbirinden ilginç fantastik öğeler eşliğinde Lotus tabletinin izini sürüyor. Olaylar arasındaki bağlantılar biraz daha güçlü olabilirdi, yer yer dilin kullanışı ile ilgili duraksamalar da yaşamadım değil, ancak genel itibarıyla distopya-sever okurların listelerine eklenmesi gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim.
Edebiyat
LotusŞeyma Reyhan Gözen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202096 okunma
Puan vermedi·244 syf.··
2018 10. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2018 21:11
Virciniya Vulfun fantastik janrda olan "Orlando" romanı ilk dəfə 11 oktyabr 1928-ci ildə dərc edilib. Yarı avtobioqrafik hesab olunan roman Virciniyanın rəfiqəsi Vita Sekvil-Uestin tərcümeyi-halının motivləri üzərində qurulub. Digər romanlarına nisbətən daha asan dildə qələmə alınıb. Deyilənə görə, Vulf 1922-ci ildə yazıçı Vita Sekvill-Uestə vurulur. Bir müddət sonra onların arasında sevgi roman başlayır, təxminən 20 il boyunca davam edir. 1928-ci ildə Vulf Vitanı əsas qəhrəmanı gah kişi, gah da qadın olan "Orlando” romanında əks etdirir. Bu səbəbdən Virciniya Vulf da Oskar Uayld, Artur Rembo və başqaları kimi ədəbiyyat tarixində "rəngli" yazıçılar siyahısındadır. Virciniya Vulf romanın quruluşuyla bağlı gündəliyində yazırdı: "Vita Orlando olacaq, gənc əsilzadə; gerçəkçi, amma fantastikdir" (Vulf, 1880). Bundan başqa, romanın Oksford Universiteti nəşriyyatının dərc etdiyi kitabında Orlandonu təmsil edən fotolar Vita Sekvil-Uestin fotolarıdır. Romanın süjeti 350 illik dövrü əhatə edir. Bu cəhətinə görə bir qədər də Qabriel Qarsia Markesin "Yüz illik tənhalıq" əsərini xatırladır, ya da əksinə... Markesin ölümündən 12 il əvvəl çap etdirdiyi xatirələr toplusu - "Danışmaq üçün yaşamaq" adlı memuarında yaddaşı, ədəbi fəaliyyətində dərin izlər qoyan 24 kitabdan söz açıb ki, onlardan biri də "Orlando" əsəridir. Romanda təxminən dörd əsrlik dövrün birinci yarısını Orlando kişi, ikinci yarısını qadın kimi yaşayır. Altı hissədən ibarət fantastik əsərdə qəhrəmanın başına gələn əhvalatlar Vulfun özünəməxsus üslubuyla qələmə alınaraq bu üslubla özündən sonrakı XX əsrdə yazılmış başqa romanlara da təsir göstərib. Bununla yanaşı, romanla bağlı müxtəlif dəyərləndirmələr var. Məsələn, Desmond MakKarti romanı "qüsursuz fantaziya", Arnold Bennet "qəribə kitab", Nigel Nikolsonsa "Uzun
Edebiyat
OrlandoVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20212,139 okunma