-Spoiler kaçırabilirim “
“Yolu yok, çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok. Kaderim böyle. Yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi...”
Aklıma “ Kader “ filminden bir replik geldi ve böyle başlamak istedim Werther’in duygusal acılarını , sancılarını anlattığı mektuplarına ..
Bir dönem intihar salgınına sebep olmuş olan ve adı “Werther sendromu “ ya da “ Werther Etkisi “ olarak psikolojide de önümüze çıkaran, insanları bu denli taklit intiharlara sürekleyen kitaba aşırı merakla başlamıştım. Ki ben aşk acısına harmanlanmış biri olarak, zamanlamayı doğru yapmak adına okumak için birazda bekledim. “bile bile yandı yüreğim, yana yana söndü yüreğim “ şarkısıyla çok kez eşleştirdiğim bu kitabı öncelikle sakin ortamda , dingin ve dertsiz boş kafayla okumanızı tavsiye ediyorum. Evet içerisinde ki cümlelerin bir kısmı nokta atışı şeklinde hayatınıza dokunuyor ama çoğu zaman ben sayfa mı atladım , neyi kaçırdım diyerek tekrar tekrar okumama sebep verdi . Mektup tarzı kitaplarda genel sorunum benim bu sanırım , belki sizler de böyle etki olmayabilir.
Konusuna gelince, nişanlı olduğu söylenilen ve uyarılmasına rağmen Lotte’ye aşık olmasıyla başlıyor ana konu , ona duyduğu aşkın çaresizliğini , intiharla bitiriyor. Lotte’nin önce nişanlısı sonra Kocası olan Albert, ah Albert , bence asıl taktiri asıl övgüyü, ve özenilmesi gereken oydu. Werther’in aşık olduğunu bildiğinden hissettiğinden öyle eminim ki , bazı bölümlerde Wertherin hadsizliğine öyle kızdım ve öfkelendim ki , evlendikleri tarihi yanlış söylediğinde Wertherin yaşamış olduğu şaşkınlık bende mutlu bi “ oh be şükür “ dedirtti. Ahlaki olarak sert eleştirilere maruz kalıp eleştirilmesi , gerçeklik olarak ele aldığımda bana da doğru geliyor. Etik’lik açısından Lotte’ye söz söylenmesine açık kapı bırakmasa da Goethe, kendi