Yüreğimizdeki bir tutam ateşimizi yakıp tükettikten sonra birtakım aşağılık düşünceler, geceleyin mezarlıklarda dolaşan sırtlan gibi yavaş yavaş zihnimize sokulmaya başlarlar; kafamızı silkeleriz; kaçar gibi olurlar; sonra, gene gelirler; etlerimizi kemirirler.
Nafile didişip boğuşmalar, kinler neye yarıyor? Bu kadar yüzsüzlük, arsızlık, hayasızlık ne için? Hele bir yığın hiçler uğruna birbirini kırıp incitmek niçin? Hasılı, kâh bir alaturka tekbire, kâh bir alafranga mızıkanın ahengine uyarak önde sallana sallana gidenin halini ibretle düşününce insanın sırtında nesi varsa çıkarıp yola öyle devam edeceği gelir.