—Nerdesin?
—...
—Nerdesin?
—Evimizdeyim.
—Kimler var evinizde?
—Babam uyanmış, divanda oturuyor.
—Annen yok mu?
—Annem işe gitti.
—Anlat, neler oluyor orada?
—Babamın üzerinde şort var. Benden kalem kâğıt istiyor.
—Sen ne yapıyorsun?
—Defterimden kâğıt koparıyorum. Babam sehpayı önüne çekiyor, eğilip kağıda bir şeyler yazıyor. Arada bir bana bakıyor. Sonra yazdığı kağıdı katlıyor ve şortunun cebine koyuyor. Bana bakıyor. Bana bakıyor.
—Daha sonra ne oluyor?
—Kalkıp yatak odasına geçiyor. Biraz sonra çıkıyor. Üzerini değiştirmiş. Şort elinde. Portugal divanın üstüne bırakıyor. Bana bakıyor. Bana bakıyor. Çıkıyor evden sonra.
—Sen ne yapıyorsun?
—Şortun cebinden kağıdı alıyorum. Okuyorum.
—Ne yazıyor kâğıtta?
—...
—Ağlayabilirsin, sorun yok.
—Babaannemlere götürüyorum kâğıdı, karşı apartmana. Ağlıyorum. Babaannem de ağlıyor. Halam kızgın.
—Kâğıtta ne yazıyor?
—Kâğıdı babaanneme okuyor halam. Halam çok sinirli. "Çocuğu nasıl da alet ediyor hayvan! Ağlayıp durma anne, korkağın teki o. Yapamaz bir şey."
—Sonra ne oluyor?
—Babaannemlerdeyiz annemle. Televizyon açık. Babam televizyonda. Annem beni alıp öteki odaya götürüyor. Orada oturmam söylüyor. Dinlemiyorum. Annemin arkasından gidiyorum, televizyona bakıyorum. Babam köprüde." Atlayacağım," diye bağırıyor. Polis onunla konuşmaya çalışıyor. "Kadriye gelsin, beni affetsin. Yoksa atlayacağım!" diyor. Polis bir hamleyle yakalıyor onu, indiriyor korkuluklardan.
—Annenin adı Kadriye mi?
—Hayır.