Kitabın içine girmekte çok zorlandım. Kitap içerisinde Livaneli sürekli kendi düşüncelerini belirtiyordu, açıkçası benim hoşuma gitti. Senaryo güzel olsa da bazı yerlerde sıkıştığını hissettim.
Aşk, ihanet ve vicdan. Mükemmel bir anlatım tarzı, harika bir olay örgüsü. Melankolinin tesiri altında baygınlık geçirecekmiş gibi okudum.
Yanlış kişiye aşık olup kimseye zarar gelmesin diye aşkını içine gömen Fikret'in o hicran yarası, birisi tarafından soyuluyor.
Selamlar :) Uzun süre ardından adam akıllı okuyup bitirdiğim, yılın son ayında bana mutluluk ve hüznü aynı anda veren sayın kitabım hakkında konuşmak istiyorum biraz.
Kitap konusu hakkında; 17 yaşındaki genç bir delikanlının çamurlu botlarıyla bir pansiyona girmesiyle başlıyoruz kitabımız ve bölüm sonunda yıllar yıllar öncesine gidiyoruz, kederli bir eve doğan minik bebek Keder'in doğumuna. Doğu taraflarında sırf kız olduğu için babası tarafından dışlanan, hor görülen cıvıl cıvıl bir kız aslında Keder. Onun hayatını ve ilerde ona yaşama amacı verecek olan küçük kızı ve oğlu, ve tabii ki komşu Fidan Abla etrafında dönüp duruyor kitap.
Oturup "bi' 10 sayfa okuyayım" dedikten sonra 50 sayfa atladım okurken. Çok akıcı bir dili var. Hiç sıkılmadım ya da okumakta zorlanmadım. Fakat dikkat edin okurken sinir krizi geçirebilirsiniz :)
ah Max, üzümlü kekim...
duygular okura çok güzel geçirilmişti. spoiler yemeyi seven biri olarak anlatımdan çok zevk aldım. son sayfaları ağlamaktan okuyamadım :')
"En önemli şeyler kimi zaman hiç fark edilmeden geçip gidenlerdir." Kitabın son cümlesi, ve bu kitaptan son alıntım.
Bu kitabı okuduğum 4 günlük sürede kendime bir sürü cevap buldum. Yalnız ve umutsuz hissetmiyorum.
Kitap bir psikolojik kurgu ve ana karakter Alan'ın intihar girişimiyle başlıyor. İntihar anına yaklaşırken hayatını okuyoruz. Ana karakter hayatı boyunca başkaları için yaşamış ve sonunda tek başına bir anlam ifade etmediğini düşündüğünden intihar eyleminde bulunmuş biri. Öyle ki beyaz ekmek sevmesine rağmen fırıncıya verdiği yanık ekmeği istemediğini bile söyleyemiyor.
Alan Eyfel'den kendini atmaya hazırlanırken yanında beliren Dubreuil onunla hayatı üzerine bir anlaşma yapıyor. Dubreuil, Alan'ın akıl hocalığını yapacak, ona sürekli emirler vererek hayatını düzeltecek, onu reddettiği takdirde Alan'ın hayatına son verilecek.
Akış tamamen Alan'ın - dolaylı yoldan sizin - insan ilişkilerinde nasıl gelişebileceğinizi, davranmanız gerektiğini anlatıyor. Kitap sizin kendinize karşı olan davranışlarınızın diğer insanların size karşı olan davranışlarını belirler
diye bağırıyor resmen.
Kendimden çok parça buldum dediğim gibi. Kendinizi biraz olsun insan ilişkilerinde geliştirmek, özgüvenin önemini anlamak istiyorsanız sizin için mükemmel bir kitap olacaktır.