"Bir çocuğa beden verebilirsin ama onun kalbine, ruhuna tesir edemezsin. Herkes kendi hayatını yaşar, herkes kendini yaratır. Ama insanı kendisine götüren köprü çok incedir, çok dar. Bir tek kendisinin geçmesine izin verir. Kan bağı bir imtiyaz değildir bu yolculukta. Aksine çoğu zaman aşılması zorlu bir engeldir, kırılması imkansız kalın halkalardan oluşmuş bir zincir. İnsanın elini kolunu öyle bir bağlar ki, hiçbir zaman kurtulamazsın."
"Öyle deme. Ìnsanlar aşk denen duyguyu derinlere gömer. Cesaret edip çıkardığında özgürce sever. Açar kalbini büsbütün, koyar kendini çırılçıplak sevdiğinin karşısına... Peh! Bana kalırsa sadece korkaklar mutsuz olur... Hiç unutmam bir dostum şöyle derdi:"Parmaklarını sımsıkı geçiremediğin, arzuladikça kelebek misali senden uzaklaşan sevgiliyi yitirdiğinde, onun adı sevgiden aşka dönüşür."
.... Ohan, sınıf farklılıklarının her ne koşul altında olursa olsun değişmediğini düşündü. Zengin her daim ezici varlığını sürdürmeye, fakir ise uyumlu olmaya mahkumdu. Değişen sadece suretleri.