Xero Perneto

Xero Perneto
@perneto
Evrende bir nokta
Sonun ölümüne çok varken hem de diğer yüzüyken.
Günüm dünümün bir ben tarafından aldatılmış zevklerinden bozuktu. İnsan kendisiyle yüzleşemiyor bunu bi kez daha farketti adam. Kaçışın kendisinden olduğunu bile korku içinde aklına getirirken uyku bataklığından çıkmak istemiyor. Uykunun o âna özgü aldatmacasından kurtaracak sanrısıyla yaşatıyor her seferinde. Zamanın geçmesini isterken ve düşüncelerin pençesindeyken genel anestezisiydi uyku onun için. O yüzden uyudukça daha çok içreleşiyor içreleştikte daha çok sersemleşiyordu. Uyku kustu onu. Günün yüzüne karşı hem de günün yüzünü çevirmiş olduğunu düşündüğü o anda. O düşüp kalkıyordu. Düşüp tekrarla kalkıyordu. Artık düştüğünde kalkamıyor gibiydi. Hataların içinde boğuşurken can kaybetmekten umutsuzlaşıyordu. Bayrakları çekmek için direnmekte gecikmekten korkuyordu. Direnmeliydi. Tüm bu aldatmacaların karanlığında aydınlığa çıkmalıydı. Biraz toparlarken hem de topuğuna sıkılması için gösterdiği kaçıncı topuğuydu? Sayının bi önemi mi vardı ki? Ayaklarını yere basacak düzeye her geldiğin de göstermişti hep de gösterecek olma bilgisinden de, bundan da kurtulmalıydı. Karanlık bi yerde bul beni dedi o. Tanıdık bi yerde bul beni dedi. Sokaklarda ayak sesleriyle yasaklanmıştı özlemek onun için. O yaraya gülümsemeliydi. Hazırlamalıydı. Sıkılacak olan son kurşuna yada son dar ağacına. Günler sadece. İyisi hep fazlaymış gibi.
Reklam
İnsan en büyük zararı en çok koruma istemiyle dolu olduğu insana veriyor. Ve bunun hiçbir şekilde bi affı yok.
Felsefe
İstem Karmaşaları 1 Neyin karmaşasını yaşıyorum? Neden kendimle çelişiyorum? Neden bi duruşum yok? Ya da varolan duruşumu neden yoksayıyorum? Fikir sahibi olduğum konulardaki u dönüşümün sebebinde ne var? Başta antitezini savunacak kadar emin cümleler kurarken sonda ne oldu da kendimin çelişkili yollarında kayboldum ve dahası mantık perspektifimin kaymasına ne sebep oldu? Ben ne istiyorum? İsteklerim nelerin entegrasyonundan oluşuyor? Diyeyken; soruların soru olup beynimi ve ruhumu kemirmesiyle başbaşaydım. Ben inandığım doğruların yanlışladığı durumları yaşarken hem de kendi biricik isteğimle bu tarz çelişkilere düşmemem olanaksızdı ve bu anlamdaki her beklenti aptallıktı. Ve tüm bu beklentiler ciddi kandırmaca içeriyordu. Ben nasıl yaşamalıyım. Fedakarlıklarım neler? Ve gerçek fedakarlıklarım neler olmalı? Varoluşumun anlamına karşılık gelen son hiçliğin neresinde? Ah bu ruh kemirici hislerimin gerisindeki sorular? Galiba haykırmazsam dışarı yıpranarak tükenmiş bulucam benimi. Hayat nesini vermiş ki bana ben nesini yaşıyorum. Ben inançları arasına sıkışmış bir yarı zavallı mıyım? Yarı dediğime bakmayın hala çırpınıyorum çünkü. Bu çırpınışlarımı görmezden gelmemeli. Ya ben kimin nesiyim? Bu ketumca bilinmek istemi de neyi nesi? Okunacakmış bilgisini içimin neresinden aldım. Benki biraz ahmağım galiba. Ve bilinçli salaklıklarım var. Ve büyüyorum galiba. En ironiği de ne biliyor musunuz? Size hitap ettiğime bakmayın. Diyalektik gereği sizli bizli konuşuyorum. Neyse konumuza dönelim. En ironiği kendimi yetişkin sanmanı ötesinde davranırken buluyorum her seferinde. Ancak büyümeyi hissedişimin başlarındayım biliyorum . Neye geç neye erken neye tam zamanında yaşladım? Neyi zamanın içinde ve dışında yaşadım? Ah! Bu soruların arasına gömüleceğim
Felsefe
Ne desem kirini sökemez ruhumun. Ama Kadın sana şunu söylemeliyim ki seni aldatmadım. İnanmasan da bil bunu.
Bir yol arasında sıkışadururken buldu kendini. Kendi olmakla kaybetme korkusunun ezilmiş kişiliğine gebe bir iç benin arasında bir yolda. Kalakalınmış bir şaşkınlığın arefesiyken hemde. Bildiği yollarda saptığı çıkmazları meşrulaştıracak hevesleri varken bir sanrının en işlek yerinde en kalabalık arzularla dolanadurdu. Akıllanmaz, arlanmaz hatta utanmaz bir 21likti sadece. Akıllık bişey miydi yaşam sanki. Peki ya ar neresindeydi insanların bataklığındayken. Utanmanın kavramdan öteye geçemediği gerçeğiyle yaşarken hem de. Ne bir sürünün yalnızlığa ittiği bir ruh, bir bedendi ne de başka yalnızlıkların kalabalıklaştırdığı bi akıl. Nereyeydi? Niyeydi? Neydi? Bunların cevaplarına komşuyken kapısını çalmayı aklında sadece geçirmek ve ötesine geçmemekte neyin nesi? Bu ne boş vermişlik? Bu ne salmışlık? Canlılığın candan içre olduğu çağları varken bir ölünün fiziksel eylemsizliğine sahipti. Oysa bir ölünün pişmanlığıydı ihtiyacı olan bir ölünün ruh sancılarıydı ateşleyecek olan. Ama ne yaşamında hareketin son bulduğu bir ölüydü. Ne de harekete geçmeyi isteyecek kadar hayat sahibiydi. Canlıydı;canı vardı çünkü. Ama varolurken çok yorulmuştu hatta o yorgunluğu kâr kalmış varlık dünyasında yer edinememişti, en azından aksi için nefes alan hiç değilse iddia etmek için yaşayan bir güruh vardı. Tüm argümanının,yokoluşsallığının ve varoluşsallığının, bir savaşa ihtiyacı var. Doğuşu ancak bir savaş mümkün kılabilirdi. Bigbangi olmalı ki herkes yerini bilsin. Herkes yerine gitsin. Herkes kendi varlığında olgunlaşsın. Her yokluk kendini varedebilecek bir varlığa temas edebilsin. Boş yapılan bişey midir diye de sordu Bu kadar boş yapmışken hem de Boş yapmayın. Boş yapma. Boş yap. Boş. .
Felsefe
Reklam