Günüm dünümün bir ben tarafından aldatılmış zevklerinden bozuktu. İnsan kendisiyle yüzleşemiyor bunu bi kez daha farketti adam. Kaçışın kendisinden olduğunu bile korku içinde aklına getirirken uyku bataklığından çıkmak istemiyor. Uykunun o âna özgü aldatmacasından kurtaracak sanrısıyla yaşatıyor her seferinde. Zamanın geçmesini isterken ve düşüncelerin pençesindeyken genel anestezisiydi uyku onun için. O yüzden uyudukça daha çok içreleşiyor içreleştikte daha çok sersemleşiyordu.
Uyku kustu onu. Günün yüzüne karşı hem de günün yüzünü çevirmiş olduğunu düşündüğü o anda. O düşüp kalkıyordu. Düşüp tekrarla kalkıyordu. Artık düştüğünde kalkamıyor gibiydi. Hataların içinde boğuşurken can kaybetmekten umutsuzlaşıyordu. Bayrakları çekmek için direnmekte gecikmekten korkuyordu. Direnmeliydi. Tüm bu aldatmacaların karanlığında aydınlığa çıkmalıydı. Biraz toparlarken hem de topuğuna sıkılması için gösterdiği kaçıncı topuğuydu? Sayının bi önemi mi vardı ki? Ayaklarını yere basacak düzeye her geldiğin de göstermişti hep de gösterecek olma bilgisinden de, bundan da kurtulmalıydı. Karanlık bi yerde bul beni dedi o.
Tanıdık bi yerde bul beni dedi. Sokaklarda ayak sesleriyle yasaklanmıştı özlemek onun için. O yaraya gülümsemeliydi. Hazırlamalıydı. Sıkılacak olan son kurşuna yada son dar ağacına. Günler sadece. İyisi hep fazlaymış gibi.
İstem Karmaşaları 1
Neyin karmaşasını yaşıyorum?
Neden kendimle çelişiyorum?
Neden bi duruşum yok?
Ya da varolan duruşumu neden yoksayıyorum?
Fikir sahibi olduğum konulardaki u dönüşümün sebebinde ne var?
Başta antitezini savunacak kadar emin cümleler kurarken sonda ne oldu da kendimin çelişkili yollarında kayboldum ve dahası mantık perspektifimin kaymasına ne sebep oldu?
Ben ne istiyorum?
İsteklerim nelerin entegrasyonundan oluşuyor?
Diyeyken; soruların soru olup beynimi ve ruhumu kemirmesiyle başbaşaydım.
Ben inandığım doğruların yanlışladığı durumları yaşarken hem de kendi biricik isteğimle bu tarz çelişkilere düşmemem olanaksızdı ve bu anlamdaki her beklenti aptallıktı. Ve tüm bu beklentiler ciddi kandırmaca içeriyordu. Ben nasıl yaşamalıyım. Fedakarlıklarım neler? Ve gerçek fedakarlıklarım neler olmalı? Varoluşumun anlamına karşılık gelen son hiçliğin neresinde? Ah bu ruh kemirici hislerimin gerisindeki sorular? Galiba haykırmazsam dışarı yıpranarak tükenmiş bulucam benimi. Hayat nesini vermiş ki bana ben nesini yaşıyorum. Ben inançları arasına sıkışmış bir yarı zavallı mıyım? Yarı dediğime bakmayın hala çırpınıyorum çünkü. Bu çırpınışlarımı görmezden gelmemeli. Ya ben kimin nesiyim? Bu ketumca bilinmek istemi de neyi nesi? Okunacakmış bilgisini içimin neresinden aldım. Benki biraz ahmağım galiba. Ve bilinçli salaklıklarım var. Ve büyüyorum galiba. En ironiği de ne biliyor musunuz? Size hitap ettiğime bakmayın. Diyalektik gereği sizli bizli konuşuyorum. Neyse konumuza dönelim. En ironiği kendimi yetişkin sanmanı ötesinde davranırken buluyorum her seferinde. Ancak büyümeyi hissedişimin başlarındayım biliyorum . Neye geç neye erken neye tam zamanında yaşladım? Neyi zamanın içinde ve dışında yaşadım? Ah! Bu soruların arasına gömüleceğim