Kitap sıradan bi hikayenin, bir kimliğin 5. Yaşına giydirilmesiyle tuhaf bi şekle bürünüyor; var olan o akli olgunluk çağının insanda oluşturacağı tepkilerin, etkilerin duyguların, dışavurumunun; bir çocukta,büyümüşte küçülememiş bir çocukta, cereyan etmesi insanı ciddiyetsiz bir meraktan tabiki de alıkoyamadı. Merak ettik parça parça ancak ortalama derecedeydi. Yine ancak ki her merak derinceydi.
Bir çocuğun toplumun yaşlılığına yapılan psikanalizine şahit olduk. Aforizmalarıyla kimi zaman sarstı. Bazen olay örgüsünden var olan bağlantısızlık kişisel bilgi birikiminin eksikliğinden ötürüydü; en azından kendi okumamda bunu bazen hissettim.
"Kendilerini hep dışarda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar hep böyledir. Bir tür uyuşturucu, alttan alta hep varolan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. Gülmek, hayatla yüzleşmekten korur onları."
""Bana anlattığın şu masal vardı ya," dedim yanına eğilerek. Parmaklarımı belli belirsiz saçlarına ve yanaklarına değdirdim. "O masalın sonunu eksik biliyorsun. Aynanın kırıkları gözüne kaçan insanlar ağlayarak kendilerini kurtarabilirler. Gözyaşlarıyla birlikte aynanın kırıkları da akıp gider çünkü. Ama o kırıklar bazılarının yüreklerine saplanmıştır. Böyleleri ne kadar gözyaşı dökerse döksün bir işe yaramaz; onlar her zaman lanetli kaşacaktır."
"Çocuk insanın atasıdır"
"Her neyse; hayat her durumda sonu kötü biten bir hikaye değil midir zaten?
Sonunda iki insanın arasındaki o yücelenip kutsanmış bağa olan saygının tüm gerçeklikten üstünlüğünü davranışsal olarak ispatlayan bilge vicdanlı bir çocuk gördüm. Arkadaşının mektub yazışındaki bilgeliğin içeriğindeki gizemin ortaya çıkışındaki zamansızlık ve geride bıraktığı hüzünle beni etkileyen bi yapıt olmuştur.
#np..Fabrizio Paterlini-Lost letters