Gülperi

Şu ayrımı yapmamız çok iyi olacak:Kuran’ın hükümleri ve Müslüman ülkelerdeki uygulamayı birbirinden ayırmak.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu yabancı ihtiyaçların aşılanması ise,Müslümanı bizzat kendisine,kendi insanına,tarihine kültürüne kendi geleceğine yabancılaşmaya sevk etti.İslam dünyasına modernleşme için teklif edilen şey,Avrupa tarafından yüz yıldan beri katedilen mesafeleri bir çırpıda kat etmesiydi.Yanı sıra başkalarının geçmişini,kendisinin geleceği olarak görmesiydi.
İslam’daki felsefi düşünce,dünyayı düz yatay bir çizgi istikametindeki gelişme olarak görmez;aksine yükseliş şeklinde değerlendirir.O yüzden geçmiş bizim arkamızda değil,aksine ayaklarımızın altındadır.
Ha.İsa dünyaya gelmeden 3 asır önce Arşimet’in ölümüyle birlikte askıya alınan ilimlerin gelişim seyrini Galile de yeniden başlatmamıştır.Dolayısıyla Batı’nın “gözkamaştırıcı tekbaşınalığı” -bilim teknik ve sanatta her şeyi batı yapmıştır iddiası tam bir yutturmaktadır.
İbni Sina şöyle yazıyordu: “Bilmeliyiz ki en iyi ve en etkili tedavi usullerinden biri hastanın zihin ve moral gücünü arttırmak,onu mücadeleye teşvik etmek,etrafında hoş bir ortam oluşturmak,kendisine güzel müzik dinletmek ve hoşlandığı kimselerle temas kurmasını sağlamaktan ibarettir”