İlk defa bir kitabı bitirdikten hemen sonra tekrar okumak istedim.Bence kitap arka kapağında yazan gerçeklikle bile oldukça ilginç ve farklı hisler uyandırıyor.Yıllar önce intihar etmiş belki hayali,belki gerçek çocukluk arkadaşına -yazar kitabı yayıncıya teslim ettikten on gün sonra kendi de intihar etmiş,belki de mektubu da aslında kendisine hitaben yazmış olabilir-yazdığı bu mektup,beni birkaç ay önce yaşadığım bir olaydan dolayı çok etkiledi.İlk defa ölümle tanıştım ve bir yakınımı kaybettim.O yüzden yazarın arkadaşına,onun ölümüne,yaşamına ithafen söylediği her vurucu cümlede aklıma onu getirdi.Özellikle de ölümüm gençken olması konusunda dedikleri;yaşlılar öldüğünde bir geçmiş yığını olurlar,gençler ise olasılıklar.Ne oldukları ile ilgili değil ne olabilecekleriyle hatırlarız onları.Ve hep ilk ölümleri anlatır,trajik ölümleri hayat hikayelerini sondan başlatır.Onları negatif bir güzelliğin içine hapseder,hayattayken göremediğimiz güzelliklerini görmeye başlarız,birden değerlenirler.Aslında bu olay hayatın gerçeğini yüzüme çarpıyor ama yine de o akışta asla bu bilince erişemiyoruz,farkındalığımız çok kısa sürüyor.Ya da kendimize hatırlatmak için bir şeyler yapmamız gerekiyor;benim de bu kitabı asla yanımdan ayırmayacağım gibi,sevdiklerimi,sevmediklerimi,ölümü ve unutmaktan korktuklarımı bana hatırlatabilmesi için.İyi okumalar