Oğuzhan

Hangi Anlayış
Günümüz insanları iki yönden toplum tarafından yılgınlığa uğratılıyor. Bunlardan biri içinde yaşadığı toplumun gereklerine uymadığı takdirde mahvolacağı korkusu öteki de içinde yaşanılan sistemin gereklerine uyduğu takdirde mahvolacağı korkusudur. İnsanlar bu korkulardan hangisini atmaya çalışırsa diğeri tarafından tehdit edilmektedir. ... Ancak dikkat ederseniz insanlar üzerine yüklenen bu iki yıldırıcı güç insanları sadece dış yüzleri ile hesaba katan anlayışın hâkim olduğu ortamda yıldırma imkânına sahip olabilir. İnsanları iç dünyaları bakımından önem sahibi sayan anlayış içinde bu yaklaşımlar ne kuvvet kazanabilir ne de yılgınlık doğurma fırsatı bulabilirler.
Sayfa 430·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Basitlik, Bıkkınlık ve Teslimiyet
Puan vermedi·72 syf.··
2026 1. kitabı
"Dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni" diyor Albert Camus . 22 yaşında yazmış yazar bu denemeyi, okunduğunda insanda tarifi zor hisler bırakıyor, karamsar bir hava var, varoluşçu bir sorgulama ve gözlem her varoluşçu yazarda olduğu gibi burada da göze çarpıyor. Hayattan beklentileri düşürüp, hayatı olduğu gibi kabullenmek ve bunu bir şeylere sitem ederek değil gerçekten olduğu şekliyle, mutlu bir son beklentisi olmadan zorlukları, yalnızlığı, kaygıyı, özlemleri de bu hayattan kabul ederek, ancak bir boşvermişlik içinde de olmadan, ölümün farkında olarak yaşamanın anlatıldığı "basit" bir kitap.
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20227,1bin okunma
Gâvur icadıdır diye tramvaya binmeyen bir derviş sanmayın ki çok ilkel endişeler taşıyordu. O, gâvur icadına karşı tavır takınırken yalnızca Batı'ya teslimiyeti reddediyor, ona baskın çıkılmasını işaret etmek istiyordu. Çünkü tramvaya binmiyor binmemesine ama mavzeri bir Alman neferinden daha iyi kullanıyordu.
Alıntı
Dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni.
Alıntı
Sistemlerden Koparsak
Müslümanların yapabilecekleri yalnızca sistemin dışında kalmaktan ibarettir. Bu dışta kalma isteği öylesine potansiyel bir güçtür ki sistemin yürütücüsü ve savunucuları kendi sonlarının bu "karışmama" faaliyetiyle bağlantılı olduğunu iyi bilirler. ... Ama Müslümanların kafası henüz buna ermiyor. Kitle iletişim vasıtalarıyla kolayca yönlendirilebilinen, meselelerini sürekli olarak sistem sorumlularının seçtiği ve kendine en büyük hedef olarak sistemin çarkını bir de kendi tarafına çevirmeyi seçmiş bulunan bir yığının bütün dünya sistemini dışlayacak güce sahip olmayışında şaşılacak hiçbir şey yok tabii.
Alıntı