Harun er-Reşid'in yönetimindeki toplum, medeni olduğu oranda İslâm'ın yabancısıdır:"...Bağdat lüks içinde yüzüyordu. Bütün dünya güzelliklerinin birbirleriyle orada buluşmak için sözleştikleri zannedilirdi. Bütün mallar için ayrı ayrı pazarlar vardı. Bağdat ahalisi en güzel vazoları, en kıymetli sanat eserlerini, en nadide incileri, elmasları, silahları, eşyayı, makinaları, uşakları, hizmetçileri, beyaz, siyah ve sarı ırka mensup esirleri elde etmek için birbirleriyle yarış ederlerdi. Şarkı söyleyen kadınlar ve bunlara mahsus ayrı bir pazar yeri vardı. Orada zenci, Yunanlı, Gürcü, Çerkez asıllı profesyonel şarkıcı kadınlara tesadüf olunurdu. Bu kadınlar nadide işlemelerle süslü, göz alıcı elbiseler giyerler ve göğüslerine muhtelif vecizeler işlenmiş kumaşlar takarlardı. Bunların üzerinde, "Bizi isteyeni biz de isteriz. Ey zâlim aşkınla beni helâk ettin. Boya benim elimi süslemez, elimin güzelliği boyaya revnâk verir." gibi cümleler okunurdu.