Oğuzhan

hangisi önemli?
Günümüz insanı için Âdemoğlunun evrende tuttuğu yer, evrenin Âdemoğlu bakımından anlamı gibi meseleler âdeta konu dışı bırakılmıştır. Onların yerine bazı sahte meseleler konulmuştur. Bir şehrin temizliği, üretimin artırılması, çalışma süresinin kısaltılması, geçinme şartları, enflasyon vesair hususlar esas meselelermiş gibi sunulmaktadır. Bütün bu meselelerin çözümü sağlanınca insan hangi ufuklara ulaşacak? Böyle bir soru sorulmuyor. Amaç refahsa refah niçin? Amaç sıkıntısız bir hayatsa bu hayat ne işimize yarayacak? Bu kadarının düşünüldüğü yok... Sanat ve tefekkür ise bize günlük meselelerin çözümünden ziyade bu meselelerin mahiyeti hakkında bir düşünme yolu açar. Böylece biz sanat ve tefekkür alanında katettiğimiz mesafe kadar günlük meseleleri aşarız. Bu aşma bir anlamda, bize kurulan tuzağı da atlatmak demeye gelir. ... Günlük meseleler, yaşanan olaylar zinciri içinde dönüp durmak, tuzaktan kurtulmak imkanını kendi ayağıyla tepmek anlamına gelir.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Meyve vermeyen bir ağaç kadar Faydasız olsun bu yazdıklarım. Dallarına meyvesine tamah edip Kimse taşa tutmasın. Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü Bir ağaç kadar faydasız olsun. O zaman marangozlar Kesip biçmeye değer bulmazlar böyle bir ağacı. Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz Bir ağaç kadar faydasız olsun bu yazdıklarım. Kökü toprakta, Başı gökyüzüne dönük. Belki kimse bahçesine dikmez, Şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu. Ama Uzak, kıraç bir ıssızlıkta Bunalmış bir yolcu Dibinde oturacağı, Sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye Ferahlarsa Bu yeter Chuang Tzu
Şiir
İnsanın Kendi Kendini Gerçekleştirmesi(!)
İnsanın yoldan çıkışı, melek olma arzusuyla hayvani bir eğilime boyun eğerek başlıyor. "Derken şeytan onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini kendilerine açıklamak (göstermek) için ikisine de vesvese verdi: Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil ancak iki melek olacağınız yahud (ölümden âzâde ve) ebedi kalıcılardan bulunacağınız için (yani böyle olmayasınız diye) yasak etti, dedi." (7/20) "Nihayet şeytan onu fitledi: Ey Âdem, dedi, seni ebedilik ağacına, zeval bulmayacak bir devlete (ulaştırmaya) delâlet edeyim mi?" (20/120) Dikkat edilecek olursa, insanın iğvası, onun melek olmaya özendirilmesi yahut ebedi devlet gibi insanüstü bir yere onun aday gösterilmesi yoluyla oluyor. İşte Batı düşüncesi, insanı, kendi kendini gerçekleştirmesi mümkün bir varlık olarak görmekle ve göstermekle şeytana tapıcılığın en katıksız örneğini vermiş oluyor.
Alıntı
İnsan denen insan
İslâm, insanı insan olarak yani tanımı kendinde mündemiç bir mahluk olarak anlıyor. Mahlukların en şereflisi olmasına rağmen zaaflarının şiddetini de vurguluyor. İnsan, şehvetin (tatminin) ağır bastığı hayvani yaradılışla, aklın ve ilmin bütün varlığını kapladığı melek yaradılışının ortasında bir yere sahiptir. Ne şehvetin (hayvanın) bir türevi, ne de aklın (meleğin) bir türevidir.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Alıntı
Bir uyanıklık, bir teyakkuz olan rüyayı övüyorum ve bir müphemlik, bir narkoz olan hayale lanet ediyorum. Çünkü hayali putperestliğin yeşerip kök salmasına bir hazırlık gibi görüyorum. İnsanlar hayal aracılığıyla kendi hayatlarına girmiş olan kuvvetleri tanrılaştırıyor, sonra onları tecessüm ettiriyor ve nihayet onlara tapıyorlar. Hayalin özünde bulunan yalana inanma rahatlığı, ilk ve görünen sebeplerle oyalanma dün olduğu gibi bugün de putperestliğin temel saikı durumundadır.
Alıntı