Oğuzhan

Günlerim, putperestlerin Tanrılarının damgasını taşıyan haftanın günleri değildi, saatlere parçalanmamıştı, saatin tik-taklarıyla yıpranmamıştı. Puri Kızılderilileri gibi yaşıyordum; bugün, yarın ve dün için tek bir kelimeleri varmış ve anlam farkını dün için geriyi, yarın için ileriyi, geçen günler için de tepeyi işaret ederek ifade ediyorlarmış.
Alıntı
Reklam
Oryantalistlerin "derin düşünme" ya da "işten vazgeçme" dediklerinin ne anlama geldiğini fark ettim. Zamanın büyük bir bölümünde, saatlerin nasıl geçtiğine dikkat bile etmedim. Gün sanki benim bir işime ışık tutmak için ilerliyordu; şimdi sabahken bir bakıyorsun akşam olmuş ve akılda kalabilecek hiçbir iş yapılmamış.
Alıntı
Öyle zamanlar oldu ki, yaşadığım anın tazeliğini hiçbir işe değişmedim, ne ellerimle ne de zihnimle yaptığım hiçbir işe... Hayatımda hep geniş bir pay bırakmayı sevmişimdir. Bazen bir yaz sabahı, her zamanki gibi banyomu yaptıktan sonra güneşin doğuşundan öğle vaktine kadar, güneş gören kapı aralığına otururdum. Derin düşüncelere dalarak kendinden geçmiş bir halde; çam, ceviz ve sumak ağaçlarının arasında, rahatsız edilmeyeceğim bir yalnızlık ve sessizlik içinde, kuşlar ötüşürken ancak batıdaki penceremden güneş batınca zamanın geçtiğini hatırlardım. Bütün bunlar elle yapacağım herhangi bir işten çok daha iyiydi. Hayatımdan eksilen zaman değildi bunlar...
Alıntı

Oğuzhan

, 1000Kitap'a katıldı.