Öyle zamanlar oldu ki, yaşadığım anın tazeliğini hiçbir işe değişmedim, ne ellerimle ne de zihnimle yaptığım hiçbir işe... Hayatımda hep geniş bir pay bırakmayı sevmişimdir. Bazen bir yaz sabahı, her zamanki gibi banyomu yaptıktan sonra güneşin doğuşundan öğle vaktine kadar, güneş gören kapı aralığına otururdum. Derin düşüncelere dalarak kendinden geçmiş bir halde; çam, ceviz ve sumak ağaçlarının arasında, rahatsız edilmeyeceğim bir yalnızlık ve sessizlik içinde, kuşlar ötüşürken ancak batıdaki penceremden güneş batınca zamanın geçtiğini hatırlardım. Bütün bunlar elle yapacağım herhangi bir işten çok daha iyiydi. Hayatımdan eksilen zaman değildi bunlar...