Akıl insanın fizikî varlığını sürdürmesi için gerekli olmakla birlikte, kemalini elde etme cihetinden, verili olana bağlı ve bağımlı olduğu için, kemalde gerekli olan boyut farkını temin edemez. Akıl bile kendi kemalini, ancak kendisini aşan bir ilke ile irtibatı içinde elde eder. Terkedildiğini varsayan Batı düşüncesinin rasyonalitenin en üst formunu enstrümantalizm/araçsallıkta bulması, tesadüfi değildir; enstrümantalizm aklın kendi sınırlarını keşfetmesinin daha farklı bir ifadesidir.
İnsan ancak mümkünler arasında, daha doğrusu ulaşılabilir olanlar arasında tercihte bulunabilir. Ulaşılabilir olanların varlığı ve bilgisi, tercihi önceler. İsteklerinizi kim tayin ediyorsa rabbiniz odur.
"Âlimlerden biri, 'İnsanların münafıklığa en yakın olanı, kendisini münafıklıktan en uzak görendir' der. Hasan-ı Basrî’ye 'Zamanımızda artık münafık yoktur' denildiğinde, 'Dostum, şayet bütün münafıklar ölse yolda yalnız yürürdük' demiştir. Yine o veya başka birinin, 'Münafıkların kuyruğu olsaydı, ayak basacak yer bulamazdık' dediği söylenir."