Durduğumuz noktada inançlarımızın eskidiğini, yabancılaştığını hiç tecrübe etmediniz mi? En acı kayıp budur:
Gerilemiş ruhların, mütemadiyen tavizler vererek hayatla, zaruretle uyuşmaları...
Öyle ya, ben kimim, beni kim var etti? Bir ırmak misali akıp giden bu hayat beni nereye sürüklüyor? Tek zerreden küreye, habbeden kubbeye kainattaki her şey bir amaca hizmet ederken, bir maksat için yaratılmışken, ben ne için var edildim? Bu soruları sormamış, varlık sancısı yaşamamış insan, gerçek manada ibadetin hikmetini keşfedemez.
İslam'da bedenin aciz kalacağı durumlarda ibadetlerde tahfif söz konusudur. Hatta İslam'da insanların hoşuna gidecek söz,
hâl ve davranışlar bile ibadet kabul edilebilir.
Temelde bir şeyi ibadet yapan husus, ona yüklediğimiz anlam, amaç ve niyettir.