"Bu insanlar halkın kalbinde dini uyandırmayı bilmiyorlar. Uyandırmak istemiyorlar! Uyandırmıyorlar da! Onlar dini ölü inançlar topluluğu haline getirdiler. Dini, yüzlerce kuralı, paragrafı olan inanç grameri haline getirdiler. Peygamberler, 'Tanrı'yı hatırla' diye öğretmiyorlardı. 'Tanrı'nın yüzlerce tanımını, özelliklerini, emirlerini ezberle demiyorlardı. Onlar sürekli şunu tekrarlıyorlardı: Sev, sev, sev! İnsanları sev! Her insanı sev! Her canlıyı sev! Bütün dünyayı sev: Ağacı da, taşı da, topraktaki her kum tanesini de, gökteki yıldızı da sev. Her şeyi sev! Bütün bunlara hayat vereni sev.
Tanrı'yı ve ona yakın olanı sev, diye öğretiyorlardı. Ve bütün öğretilerin, dinin, peygamberlerin öğrettiklerinin anlam ve özü de bu seviyededir. Sevgi insanlarla bir araya gelme, sıkı ilişkiler kurma duygusudur. İşte kişiyi, insanları, halkları dindar yapan budur."