Büyükanne'nin adı Bonnie Bee'ydi. Gece geç vakit Büyükbaba'nın, "Sen benim kandaşımsın, Bonnie Bee!" dediğini duyduğum zaman, "Seni seviyorum! dediğini biliyordum çünkü duygu sözcüklere yansıyordu.
Konuşurlarken Büyükanne, "Ben kandaşın mıyım Wales?" diye sorar da, Büyükbaba, "Sen kandaşımsın, derse, bunun anlamı "Seni anlıyorum"du. Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi. Büyükanne, anlamadığı bir şeyi sevemeyeceğini söyledi. İnsanları ve Tanrı'yı anlamazsan ne insanları ne Tanrı'yı sevebilirdin.
Büyükbaba ile Büyükanne birbirlerini anlıyorlardı ve dolayısıyla seviyorlardı. Büyükanne, yıllar geçtikçe anlayışının derinleştiğini ve ölümlü insanların düşünebileceği ya da açıklayabileceği şeylerin ötesine geçtiğini sandığını söyledi. Dolayısıyla buna "kandaş olmak" diyorlardı.
Youngju hayatın doğru cevaplara sarılarak yaşamak, kimi zaman o cevapla çarpışıp o cevabı deneyimlemekten ibaret olduğunu biliyordu. Derken bunca zaman boyunca kucakladığımız doğru cevabın aslında yanlış olduğunu fark ettiğimiz an gelirdi. O zaman, tekrar bir başka doğru cevabı tutunup yaşamaya devam ederdik. İşte bu bizim küçük, sıradan yaşamımızdı. Böyle böyle doğru cevaplarımız sürekli değişime uğrardı.
"Bu insanlar halkın kalbinde dini uyandırmayı bilmiyorlar. Uyandırmak istemiyorlar! Uyandırmıyorlar da! Onlar dini ölü inançlar topluluğu haline getirdiler. Dini, yüzlerce kuralı, paragrafı olan inanç grameri haline getirdiler. Peygamberler, 'Tanrı'yı hatırla' diye öğretmiyorlardı. 'Tanrı'nın yüzlerce tanımını, özelliklerini, emirlerini ezberle demiyorlardı. Onlar sürekli şunu tekrarlıyorlardı: Sev, sev, sev! İnsanları sev! Her insanı sev! Her canlıyı sev! Bütün dünyayı sev: Ağacı da, taşı da, topraktaki her kum tanesini de, gökteki yıldızı da sev. Her şeyi sev! Bütün bunlara hayat vereni sev.
Tanrı'yı ve ona yakın olanı sev, diye öğretiyorlardı. Ve bütün öğretilerin, dinin, peygamberlerin öğrettiklerinin anlam ve özü de bu seviyededir. Sevgi insanlarla bir araya gelme, sıkı ilişkiler kurma duygusudur. İşte kişiyi, insanları, halkları dindar yapan budur."