“Daha ne olsun? Her şey burada, bu zorbalığın içinde. Her birimiz diğerlerine kendi içimizdeki dünyayı, sanki dış dünyaymış gibi zorla kabul ettirmeye çalışıyor, diğerlerinin de onu illa bizim bildiğimiz biçimde görmesi gerektiğinde ısrar ediyor ve böyle yapmadıkları takdirde var olmayacaklarını iddia ediyoruz.”
“Herkes için bir gerçeklik asla olmayacak, sonsuza dek sürekli değişecektir. Günümüzün gerçekliğinin tek olduğuna dair yanılgıya düşme yeteneğimiz bir yandan bize destek olurken diğer yandan bizi sonsuz bir boşluğa itiyor çünkü bugünün gerçekliği yarının yanılsamasını ortaya çıkarmaya meyillidir. Ve hayat asla son bulmaz, bulamaz. Yarın son bulursa, her şey biter.”
“Birini ezmek için onun var olması gerekir; başkasını onun yerine koymak için de yine var olması gerekir ki omzundan tuttuğunuz gibi geri çekip yerine başkasını koyabilesiniz.”
“Ah siz yalnızca evler mi inşa edilir sanıyorsunuz? Ben sürekli kendimi, sizi inşa edip duruyorum ve siz de aynı şeyi yapıyorsunuz. Ve bu inşaat duygularımızın malzemesi ufalanıncaya, irademizin çimentosu bitinceye kadar sürüyor. Herkes neden size iradenizde kararlı, duygularınızda tutarlı olmanız gerektiğini tembih ediyor sanıyorsunuz? İrade biraz sendelerse duygular da biraz bocalar ya da hafif bir değişime uğrar, işte o zaman gerçekliğimize elveda deyip bunun yanılsamadan başka bir şey olmadığını fark ediyoruz hemen.”
“Peki siz, kendinizi bir şekilde inşa etmeden kendinizi tanıyabileceğinize inanıyor musunuz? Ya ben sizi, kendime özgü bir şekilde inşa etmezsem sizi tanıyabilir miyim? Ya da siz beni kendinize özgü bir şekilde inşa etmezseniz beni tanıyabilir misiniz? Sadece şekil verdiğimiz şeyleri tanıyabiliriz.”