Ahmet Muhip Dıranas
"İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.."
Güzellik
söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir kâğıtlarda yarım bırakılmış şiir; insan,yağmur kokan bir sabaha karşı hatırlar bir gün camı açtığını duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu çöküp peynir ekmek yediği bir taşı bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir Ahmet Muhip Dıranas🪴
Reklam
konuşuyoruz arada bir, flörtleşiyoruz çok nadir, sevgili değiliz olmak istediğimi biliyor ama olmuyor biliyorum adamdan vazgeçemiyorum takıntı yaptım sürekli profilini stakliyorum illegal işlere onun yüzünden geri adım atmış bulunmaktayım yakında beynini peynir ekmekle yemiş diye show habere çıkarsam şaşırmayın önden bir haber edeyim dedim..
yüzümdeki mor şiir
ya karaya vuruyorum ya da dalgaya. herkesin bildiği bir ağrı olan bu yaşamak kavramı yerini yadırgayan eşyalar gibi hep dışına itiyor beni ruhi bey. korkularımı yenmek için yenilmem gerekiyor, kalbime dokunmak için onu deşmem, uçmak için mezar kazmam gerekiyor. burada olmanın zihnime sapladığı o bıçağı tutanın gözlerinden habersiz silip kınına koyuyorum her gece. bir sabah kahvaltısındaki peynir ile rakı masasındaki peynirin bile aynı ağırlıkta olmadığı bu adaletsiz dünyada; yeni sayfalar açmaktan ellerinin işlevini unutan o insanların adaletten bahsetmelerini anlamaya çalışıyorum. biz gerçekleri hayallerle aldattıkça o kın hep boş kalacak. durup durup bütün gürültüleri terketmek hissi ile doluyorum ama taşmanın gürültüsünden de sakındığım için dolduğumla kalıyorum. taştığım da oluyor bazı geceler de. ben reflekslerimi gözyaşlarımı havada tutarak geliştirdim ruhi bey. damlaya damlaya kurudum, damlaya damlaya içim çöl oldu. masa mıdır yoksa ellerim mi sırıtan şu son kadehimin yanında bilmiyorum ama ikisini de dağıtmak istiyorum. ikisini de dağıtmak istiyorum gözlerini üzerimden almayan şu karşı duvarda ve tenimin her yerini işgal eden şu karanlıkta. bir uçurumun hakkını vermek için bir adım fazladan atmak gerek, uçmanın hakkını vermek için ayağımızın altındaki tabureye uygulanacak ufak bir güç yeter, insanız; neden açık unutmayalım ki tüpü ve kimse öpmeyecekse bileklerimiz ne için var? insanız; hayattan alamadığımız cevapları ölüme yöneltiyoruz. çünkü hep en arka sırada oturuyor. en arka sırada, baştan aşağı aykırılığıyla. bir sürü acıdan geçtim ama bu değildi şikayetim ruhi bey; bir sürü acıdan gençtim.. youtu.be/ygotTM_4x-g?si=...
`Olvido
Hoyarttır bur akşamüstüler daima. Gün saltanatıyla gitti mi bir defa Yalnızlığımızla doldurup her yeri Bir renk çığlığı içinde bahçemizden, Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan Lavanta çiçeği kokan kederleri; Hoyarttır bu akşamüstüler daima. Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar Unutuşun o tunç kapısını zorlar Ve ruh, atılan oklarla delik deşik; İşte, doğduğun eski evdesin birden, Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven, Susmuş ninnilerle gıcırdıyor bir beşik Ve cümle yitikler, mağluplar, mahzunlar... Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını, Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla Halay çeken kızlar misali kolkola. Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri, İhtiyar ağaçlı kuytu bahçelerden Ayışığı gibi sürüklenip giden; Geceye bırakıp yorgun erkekleri
Şiir
Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir Kâğıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün camı açtığını, Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. Ahmet Muhip Dıranas
Şiir
Reklam
Reklam