Bir insanın ne kadarını yapabileceğini bilemiyor olman, sana bir an sınırsız fazla, öbür an bir o derece az görünmesi tam da huzursuzluğunun nedeni değil miydi; bilincine nüfuz edemiyordun, çünkü eyleme geçmeyi sen kendin ne denli ciddi istediysen, içine düşmüş olduğun ikilik bir o kadar kötüleşti.
Ah! Evet sen tuhaf bir varlıksın, bir bakarsın bir çocuk, bir bakarsın bir ihtiyar, bir bakarsın yüksek ilmi sorular üzerinde, hayatını onlara nasıl adayacağı üzerinde müthiş bir ciddiyet ve ısrarla fikir yoran bir kimse oluvermişssin.
Kahrolası tesadüf! Seni önce hiç lanetlemezdim, kendini gösterirdin; şimdi lanetliyorum, zira kendini hiç göstermedin. Yoksa bu yeni icadın mı, seni anlaşılmaz yaratık, var olan her şeyin kısır anası, mecburiyetin hürriyeti doğurduğu, hürriyetin dalavereyle yine anasının rahmine girdiği zamandan geriye kalan tek artık? Kahrolası tesadüf!