Çok uzun yıllar sonra en başta inançla ilgili tüm fikirlerimi sarsıp onları yeniden sorgulamamı sağladı, müthiş bir zihin.
Sokratesin şüpheciliğinden başlıyor ve ontolojik olarak insanı ve Tanrıyı var ediyoruz, sonrasında başta imanın kendisi olmak üzere kendi içinde paradoks olan birçok düşünceyi de tepetaklak ediyoruz. Kafanız karışırsa şaşırmayın çünkü kendisi sizinle de kuracağı diyaloglarda bunu kasıtlı olarak yaptığının farkında, bu anlamda kabulleri deşme işini gerçekten çok iyi yapıyor.
Örneğin imana nasıl ulaşacağız? Kendi hakikatimizi var ederek ve onun aktif eyleyicisi olarak, peki sonunda Tanrıyı nasıl bulacağız, tüm bunları bir kenara bırakarak. Garip geliyor değil mi, çünkü istemenin kendisi bir paradoks, Kierkegaardın düşüncesini anlamak gerçekten büyük bir özen ve sabır istiyor, fakat karşılığında böyle güzel aydınlanmalar yaşanacaksa değer.