BAYAN SARA: Evliydim. Üstelik ilginç bir yaşamımız vardı
Cok tuhaf! Sevgiyi sevgiyle yıkmak istedik sanki . Tam öyle işte. Evlendikten kısa bir süre sonra her şey birden
değişiverdi. Ben diye, o diye bir şey yoktu artık. ikimiz
diye bir şey de yoktu. Öyle ki, içinde bulunduğumuz
boşluğu bir heykel yaratır gibi yonta yonta, sonunda
yokluk denen anıtı tamamlayıverdik.
HOPARLÖRDEKİ SES: Karşılıklı sevginin özgürlükle de, bağlılıkla da hiçbir ilgisi yoktur. Sevgi demek çelişki demektir. Denge bozulmalı, çelişkiler altüst etmeli her şeyi,
Gruşenka ile Dimitriy'i anımsayın. Çelişkiler ayırdı onları, çelişkiler birleştirdi sonunda. Mutluluk sürüp giden çelişkilerdir.
METRDOTEL: Düşünüyorum da, niye bağlanmalı iki insan birbirine? Niye? Sevginin sadece sevgiye benzemesini anlayamıyorum ben. Çok yapay, çok alışılmış bir şey bu.
Nedense çoğunluk böyle yaşıyor. O çoğunluk ki, yüzyıllar boyu sevginin gerçek dengesini bozmuş, yaşamın
gerçek yüceltisini altüst etmiş .
"Cansever'in dramatik monologlarında mitolojik öğe, bir karakter olarak değil bir imge olarak vardır. Bunlardan en önemlisi olan Phoenix, Cansever'in neredeyse bütün uzun şiirlerinin temelinde yatar. Phoenix, 500 yılda bir kendini ateşe atan ve küllerinden yeniden doğarak kendini yenileyen Anka kuşudur. Umutsuzlar Parkı'ndaki anlatıcılardan biri, "bir yığın ölüden" geldiğini söyler. Nerde Antigone'deki anlatıcı, "ölümün yepyeni bir sözlüğünden" seslenir. Tragedyalar'da Stepan "bir ölü gömme töreninden doğmuş'tur. Çağrılmayan Yakup'ta yer alan bir anlatıcı "düzlük'le savaşır ve her defasında "yeniden" yenilir. Ben Ruhi Bey Nasılım'da ilk kez bir karakter ölülerini gömmeyi başarır ve yeniden doğumun mutlu sürecini yaşar. Bezik Oynayan kadınlar'da Seniha ölümünü içinde taşır. Ester ise "Nedensiz bir çocuk ağlaması bile / Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır" der (250). Oteller Kenti'ndeki bölümlerden birinin adı "Phoenix Oteli"dir ve bu kitapta bir anlatıcının küllerinden ilk kez kendisi değil bir başkası doğar. Bu yönüyle bakıldığında Cansever'in dramatik monologları bir bakıma Phoenix'in evrimidir. Phoenix sanki her kitapla birlikte yeniden üretilir ve her üretilişinde ona yeni bir öğe katılır."