Çoğumuz çocukluğa dair tek bir anıya sarılırız bazen. Bir gün, bir kişi, bir olay... Bütün çocukluğumuzu onun çevresinde öreriz. Hani çocukken bir yerimiz yara olduğunda tentürdiyot sürerlerdi üstüne, sonra da yanmasın diye üflerlerdi. Hayatımız boyunca birileri yaralarımıza iyi gelecek bir şeyler sürsün, sonra da acımızı almak için üflesin diye bekliyoruz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki de bir canlının yüreği sadece çocuklukta dilediğince atıyor. Korkmadan, hesaplamadan, bütün mümkünlere inanarak. Büyüdükçe sadece kan pompalıyor kalp. Kendini bildiğin gün korkuyu da biliyorsun belki. Seninle ben... Biz ikimiz... Kendimizi bilmediğimiz zamanlarda kaybetmişiz o parçaları.Eksik kalmışız.
O gece bir daha hayatımda asla böylesi bir karanlığın olmayacağını düşünüyorum. O çocuk günlerimde bilmediğim bir gerçek var oysa. İnsan karanlıkla bir kere tanıştı mı bir daha istese de kurtulamıyor ondan.
O hâlde Râcî, hem Müslüman hem de ilim sahibi olduğu hâlde varlığın hakikati ile niçin temas kuramamaktadır? Çünkü eşyanın, insanın, tabiatın, ey-emlerin ve kavramların hakikatleriyle temas kurmak için sadece inanca ve ilme sahip olmak yeterli değildir. Nasıl inandığın ve hangi usulle yola çıktığın da önemlidir.