Şeyh Ömer el-Muhtâr'ın çıkarıldığı mahkemede İtalyan hâkimle arasında geçen diyaloğun bir bölümü şöyledir:
— İtalyanlara karşı niçin bu kadar şiddetle mukavemet ettin?
— İmanım için!
— Bu kadar az kuvvetle ve bu kadar az mühimmat ile bizi Trablusgarp'tan atabileceğini ümit ediyor muydun?
— Hayır!
— O halde ne elde etmeyi ümit ediyordun?
— Hiç! Ben imanım için dövüşüyordum ve bu bana yetiyordu. Geri kalanı Allah'ın iradesinde idi. Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız ya da ölürüz. Sizler bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben cellatlarımdan daha uzun yaşayacağım.
Tasavvuf büyükleri her dönemde, yaşadıkları coğrafyanın kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasî bakımdan yeniden şekillenmesinde önemli roller üstlenmişlerdir. İçinde yaşadıkları toplumun sorunlarına bigâne kalmayan bu önder insanlar kriz dönemlerinde topluma yeni bir yol çizmeye gayret etmiş, örnek yaşantıları ile müslümanları hayra ve Hakk'a yönlendirmeye çalışmışlardır.