Pınar

Puan vermedi·176 syf.··
2025 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 22:51
Risale-i Nur Külliyatını okumak isteyip de anlaşılması zor diyerek bir türlü cesaret edemeyenlere kısa bir bilgi vermek istiyorum.Kitapların anlaşılmama sebebi birincisi bilinmeyen kelimeler ikincisi içindeki farsça tamlamalar.Birincisi Zehra Yayıncılık olan kitaplarda her sayfanın altında bilinmeyen kelimelerin anlamları mevcut.İkincisi farsça tamlamalar da şu şekilde örnekle kısaca açıklamak istiyorum. Örnek:bâb-ı beyt (evin kapısı), dîn-i İslâm (İslâm dini), şehr-i İstanbul (İstanbul şehri) vs. Yani bu tür tamlamalar tersten okunuyor.Dîn-i İslâm Din 1.kelime İslâm 2.kelime bunu okurken 2.kelimeyi yani İslâm'ı başa alıyoruz 1.kelimeyi de yani Dîn'i sona alarak okuyoruz.dîn-i İslâm (İslâm dini) şeklinde umarım anlatabilmişimdir.Eğer bu pratikleri yapabilirseniz zaten bilinmeyen kelimeler de kitabın her sayfasının altında var bulmaca çözer gibi beyin jimnastiği yapıyorsunuz ve kitaplar ilerledikçe bu bilinmeyen kelimeler hiç bir çalışma yapmadan sürekli tekrar ettiği için kendiliğinden hafızanıza alıyorsunuz. Risale-i Nur kitabını ilk okumaya başladığımda bu kitap nasıl bitecek demiştim.Allah'ın yardımıyla bir kitap bitince hep bir merakla diğer kitaba geçme isteği oldu.Allah'a şükür hepsini de anlayarak okudum Muhakemat hariç:) Kitaplar bir umman içine girerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.Ben tesadüfen Muhakemat kitabını en incesi olduğu için sona bıraktım külliyat içerisinde anlaşılması en zor kitap Muhakemat ve çoğu yerini de anlamadım.O yüzden Muhakemat kitabını en sona bırakmanızı tavsiye ederim.Yoksa Risale-i Nur külliyatını okuma sevdanız başlamadan biter.Zaten kitabın başında ve ara yerlerinde de üstad bu kitabın anlaşılmasının zor olduğunu ve acele edilmeden okunmasını tavsiye ediyor.Bir alıntısı şöyle: Elhasıl: Fehim ifhamdan daha
Muhakemat (Orta Boy)Bediüzzaman Said Nursî · Zehra Yayıncılık · 20121,672 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Pınar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.··
6 günde okudu
·
2025 17. kitabı
Bediüzzaman Said Nursî
9.7/10 · 1.672 okunma
Yakînin kâşifi olmakla, miftah-ı belâgattır Hakikat olduğu şey'e, menar-ı ihtida odur Hakk'ın keşşafı olmakla, belâgatça misalsizdir Belâgatta olan, esrara bir misbah-ı vehhacdır Mesailden ne şey müşkil olursa onda zahirdir Bütün esdaf-ı elfazda esrar-ı belâgattır Hakk'ın cevher-i âlîsiyle elmas-ı hakikattan Şükûke karşı yapılmış olan bir seyf-i kàtı'dır Müzehheb basamaklı şu semavat-ı kemalâta Urûc etmek için hakkıyla bir nuranî mirkattır. Abdülmecid Muhakemat
Sayfa 150·Kitabı okudu
Bir şahıs çok fünunda mütehassıs ve meleke sahibi olmaz. Hem de bir kelâm iki mütekellimden mütefavittir, başkalaşır. Ve hem de fünun, mürur-u zaman ile telahuk-u efkârın neticesidir. Hem de müstakbeldeki bedihî birşey, mazide nazarî olabilir. Hem de medenîlerin malûmu, bedevilere meçhul olabilir. Hem de maziyi, müstakbele kıyas etmek, bir kıyas-ı hâdi'-i müşebbittir. Hem de ehl-i veber ve bâdiyenin besateti ise, ehl-i meder ve medeniyetin hile ve desaisine mütehammil değildir. Evet, neam; hile medeniyetin perdesi altında tesettür edebilir. Hem de pek çok ulûm, âdât ve ahval ve vukuatın telkinatıyla teşekkül edebilir. Hem de beşerin nur-u nazarı, müstakbele nüfuz edemez. Müstakbele mahsus olan şeyleri göremez. Hem de beşerin kanunu için bir ömr-ü tabiî vardır. Nefs-i beşer gibi o da inkıta' eder. Hem de muhit, zaman ve mekânın, nüfusun ahvalinde büyük bir tesiri vardır. Hem de eskide hârikulâde olan şeyler, şimdi âdi sırasına geçebilir. Zira mebadi tekemmül etmişler... Hem de zekâ eğer çendan hârika olsa da, bir fennin tekmiline kâfi değildir. Nasıl çok fenlerde kifayet edecektir? İşte ey birader! Şu zâtlar ile müşavere et. Sonra da müfettişlik sıfatıyla nefsini tecrid et. Hayalat-ı muhitiye ve evham-ı zamaniyenin elbiselerini çıkart, çıplak ol. Bahr-i bîkeran-ı zamanın olan şu asrın sahilinden, içine gir. Tâ asr-ı saadet olan adaya çık. İşte herşeyden evvel senin nazarına çarpacak ve tecelli edecek şudur ki: Vahîd, nâsırı yok, saltanatı mefkud, tek bir şahıs; umum âleme karşı mübareze eder. Ve küre-i zeminden daha büyük bir hakikatı omuzuna almış ve bütün nev'-i beşerin saadetine tekeffül eden bir şeriatı ki: O şeriat, fünun-u hakikiye ve ulûm-u İlahiyenin zübdesi olarak istidad-ı beşerin nümüvvü derecesinde tevessü' edip iki âlemde semere vererek ahval-i beşeri
Sayfa 134·Kitabı okudu
Tenbih: Adem-i abesiyet ve hakaik-i eşyanın sübutiyetleri îma ediyor ki: Bu dar ve mahsur ve herbir lezzetinde çok a'razın müzahametiyle keşmekeş ve tehasüdden hâlî olmayan şu dünya-yı deniye içinde kemalât-ı insaniye yerleşmez. Belki geniş ve müzahametsiz bir âlem lâzımdır. Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemalâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin. Muhakemat
Sayfa 117·Kitabı okudu