Werther'in bilinmez yolculuğuna uzanan o karmakarışık duyguları, Goethe'nin kaleminden çıkmasa bu kadar derinden betimlenemezdi. Okumaya başlarken tek, bittiğinde paramparça olabilirsiniz.
Tereddüt etmeyi bilmeyen bir eyleme geçme kararlılığı kördür. Ne kendi gölgesin görür ne de kendinin başkasını. Tereddüt kendi içinde olumlu bir edim değildir elbette. Ama eylem açısından kurucu önemdedir. Eyleme geçmeyi emekten ayıran şey bir eylem fazlalığı değil, duraklama yetisidir.
Eylemde bulunan özne, eylemlerinden geri duran şeyi dert edebilmelidir: "İster bir şey olsun, ister insan veya bir tanrı, herhangi bir şeyi deneyimlemek o şeyin başımıza gelmesine, bizle buluşmasına, bize temas etmesine, bizi altüst etmesine ve dönüştürmesine izin vermektir."
Ve başlar
Kimin yüreği daha yüce yarışı
Musa kardeşim ağlamaktan mı
Okumaktan mı az uyumaktan mı
Kan gölü gözlerin
Her an karanlığını giyinecek gibisin
Ne kadar uzun sürüyor
Ta içinden gözlerine gelmesi dikkatin
Karnın ne kadar küçük ve içerde
İnce belin
Fazla kabarık değil kemiklerinden etlerin
Biliyorum ancak sen
Bu kadar yetindikçe ve ekmeği
Böyle mübarek tuttukça
Doyar karnı Çin'in Hindistan'ın Amerika'nın
Sen olabilirsin çaresi
Su içinde
Susuzluk hissinden ölen kimselerin
Musa kardeşim haya'dan mı
Boyuna posuna güzelliğine rağmen
Hafifçe kıvrık omuzların
Hafifçe eğik başın
Hele terazi tutuşun
Zarif
Sapasağlam