Merhaba kitap dostlarım
Bulut ve Pinhan’ın yaralarla örülmüş hikâyesine kaldığımız yerden devam ediyoruz…Ve itiraf etmeliyim ki,bu kez kalbim biraz daha ağırdı. Çünkü artık karakterleri tanıdım ve hangi kelimenin nerelerine dokunacağını,hangi suskunluğun neyi anlatacağını biliyorum.
Bu bölümde en çok hissettiğim şey;İnsan bazen sevdiğine en çok yaklaşmak isterken en çok orada kayboluyor.Bulut’un içindeki fırtına dinmiyor,Pinhan’ın suskunluğu ise her şeyi daha da derinleştiriyor.İkisi de yaralı ama en çok da birbirlerine değdikleri yerden kanıyorlar.Bazı cümleler içime dokundu. Özellikle “Asıl yaralayan,o kurşunun kimden geldiğidir.” düşüncesi…Çünkü gerçekten de acının büyüklüğü değil,geldiği yer yakıyor insanı.Yazar duyguyu öyle sade ama etkili vermiş ki,bazı satırların altını çizmeden geçemedim.Abartısız,gerçek ve can yakacak kadar tanıdık.Okurken zaman zaman “keşke” dedim,zaman zaman da “işte tam da böyle” diye iç geçirdim.Aşk bazen iyileştirmez,önce yarayı gösterir.Ve insan en çok yüzleştiği yerde büyür.Bulut ve Pinhan’ın yolculuğu hâlâ kolay değil ama ben okurken hem hüzünlendim hem de kendimle yüzleştim.Eğer siz de duygusal, düşündüren ve kalbe dokunan hikâyeleri seviyorsanız, bu kitap tam kalbinize göre olabilir.