Sude

derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.
9/10
·120 syf.··
2024 19. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2024 15:03
Derde Deva Randevu, devirlerinin büyük insanlarıyla bir nevi röportaj. Ve de cidden derde deva! En azından benim için öyle oldu. Serinin ilk kitabında bizi Fârâbî, Shakespeare, Dostoyevski, Hacı Bektaş-ı Veli, Nietzsche, Hüseyin Rahmi, Agatha Christie, Neşet Ertaş, Kurt Vonnegut, Orhan Veli ve son olarak da Charles Bukowski karşılıyor. İlk bakışta bir araya gelmesi zor isimler gibi görünmelerine rağmen bütünlük bozulmadan zevkli bir kitap oluşturulmuş. Aşk, Ahlak, Dinler, Yalnızlık, Erdem, Yöneticilik, Mutluluk, Felsefe ve aklıma gelmeyen daha birçok konu ele alınmış. Ve de bu okuyucuyu sıkmadan mizahi bir dille yapılmış. Farklı şahsiyetlerin farklı bakış açılarıyla, aynı konuda eşsiz cevaplar almak; kişiyi zenginleştiriyor. Konuyla ilgili daha detaylı düşünmesini sağlıyor. Tüm bölümleri beğenmemin yanı sıra en beğendiklerim de Shakespeare, Hacı Bektaş-ı Veli, Agatha Christie, Neşet Ertaş ve Charles Bukowski oldu. Hayatın koşuşturmasından yorulanlara, eğlenirken düşünmek isteyenlere tavsiye ederim. ... +Son bir şey... Bu çağda önceliğimiz ne olmalı sizce? -Aklına mukayyet olmalısın dostum, asıl tehlike aklını kaçırmak. ...
Derde Deva RandevuMurat Menteş · April Yayıncılık · 20193,885 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla.
9/10
·168 syf.··
2024 16. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 14:22
Biraz uzun bir inceleme olacak ama kitabı okumak isteyen ya da okuyanları bi nebze de olsa tatmin edeceğini düşünüyorum. Hemencecik incelemeye geçelim. Kitabımız Fatih Yaşar'ın türküsünden iki dizeyle başlıyor: Sırlarımı söyledim dağlara dumanlara Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla. Hakkını teslim etmek gerek yazarın, hayli ağlattı beni bazı öykülerinde. Kalemi ruhuma dokundu. Kitap birbirinden bağımsız 19 öyküden oluşuyor, açılış kitaba adını veren Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu ile oluyor. Bu öyküde bizi 657'ye tabi, Reyhan Hanım aşığı bir beyefendi karşılıyor. Kendini tanımlarken Reyhan Hanım'a meftunluğu baskın geliyor, adını dahi bilmiyoruz mesela. Reyhan Hanım'ın ölümü vesile oluyor ve bir koleksiyon oluşturuyor kahramanımız. Göçüp gidenleri 'Huzur' içinde yatırıyor. Berhudar Olayım Necmi Enişte, çocukluğundan beri ailesinin kendisine 'garip' gelen davranışlarıyla büyüyen kahramanımızın, büyürken adını duyduğu ama şahsına yabancı olduğu halasıyla tanışması ve sonrasında yaşadıklarını şaşkınlık içerisinde mizahi bir dille anlatmasıyla seyreden bir hikâye. Kimlikte Nurşen, adıyla içeriğini haber veren ama okudukça taşların yerine oturduğu bir hikâye. 'foreshadowing' denen bir olay var ya, bir eserin ilerleyen süreçlerde göstereceği durumları önceden ima etmesi. Yazar kitabın genelinde bu yöntemi kullanmış gibi, özellikle bu hikâyede. Okudukça anlayacaksınız ama ben bir örnek vereyim: Nurşen'in annesinin balkonda ağlaması gibi. Spoiler'a kaçmadan bir sonraki hikâyemize geçelim. Vecdi Çiçek Açtı, manipülatör bir insanın manipülasyonlarıyla bir aileyi ne hâle getirebileceğinin çok iyi bir örneği. Remzi, ters köşeli bir hikâye biraz aslında: Yalnızlığın, bağlılığın ve de tabii ki "Remzi'nin" başrolde olduğu. Bazen belki de sadece doğruları söylemenin yeterli
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,2bin okunma