... Lisedeyken de üniversitedeyken de yaşım kaç olursa olsun, onlar -yani el alem- yüzünden annemle kavga edip durmuştum.
Erkek gibi giyinme Deva, seni görürlerse laf ederler. Gece geç gelme, farklı düşünürler. Çok gülme, kısık sesle konuş, kibar ol, hizmet et, yüksek notlar al ama sırf onların ağzına laf vermemek için.
Kısacası el alem için yaşatılmıştım...
Ben paramı fondöten yerine eşofmanlara harcıyorsam bunun neresi yanlış ki?
Neden toplumun dayattığı güzellik standartlarına uymak zorundayız? Herkesin tek tip olması beni ürkütüyor. Ben robot değilim, belirli bir kalıba uyamam .
"...Mahkumiyetimizin ilk aylarında birbirimize öfkeyle bakan, küfür dolu sloganlarla sabah eden bizler, hapishane sakinleri, gerçekten sakinleştik, sükunete erdik. Bir yanda solun her fraksiyonundan gençlerin -bunca yıl sonra bize artık genç denilebilir mi, bilmiyorum- diğer yanda ülkücü ve akıncıların doldurduğu şu iki koğuş arasındaki karşılıklı saygı ve dostluğu dışarıda başaramadığımıza her gün binlerce kez pişman oluyoruz. İlk zamanlar itişip kakıştığımız hergele meydanlarında, revirde, yemekhanede yüz yüze baka baka sonunda kaş çatmalarımız gülümsemelere döndü, kinlerimiz yerini yarenliklere bıraktı. Nasıl bırakmasın ki, siz buradaki solcuları dinleseniz sol yanınız, sağcıları dinleseniz sağ yanınız sızlar. Herkesin farklı bir hikayesi var ama her hikaye ülke trajedisi üzerine... Meğer herkes yetimin hakkını yedirmemek için yola çıkmış, eline silah almış. Komünist yahut ülkücü, akıncı yahut inançsız, hiç fark etmiyor; darbeden evvel haksızlığa karşı çıkmanın adını 'vatan' koymuş, vatanı kurtarmak, mazlumun hakkını çiğnetmemek uğruna ölmüş ve öldürmüşüz. Şimdi hepimiz, inanınız efendim, haksızlıklara komünist veya faşist düşüncelerle değil insanlık adına karşı durmak gerektiğine inanıyoruz."