Bugün bir kurum için son gündü; yani veda günü. Başlangıçlar kadar vedalar da bize dâhil ama zor oluyor. Büyüklerle bir şekilde vedalaşıp ayrılıyorsun da çocuklar başka… Yarına dair hep ümitliler. “Bir daha gelirsin değil mi?”, “Bir daha oynarız değil mi?” Hep yarınlara dair umutları var.
Göz göze, el ele, kocaman sarılmalı bir vedalaşma günüydü. Çokça gözlerin dolduğu, helalliklerin alındığı… İki minik, sarıldıktan sonra koşarak yanımdan uzaklaştı. Sonra yeniden geldiler. Bir tanesi, dolabında duran, öğretmeninin verdiği sticker bukalemunu hediye etti. Diğeri de renkli bir kâğıt parçası verdi. “Veda için,” dedi kâğıdı veren altı yaşındaki miniğim.
Sticker’ı hemen telefonumun arkasına koydum. Çok mutlu oldu. “Bak, ne güzel oldu burada,” dedi. Bir daha sarıldık.
Velhasıl, her şeyde olduğu gibi vedayı da çocuklar en iyi biliyorlar. O sarılınca sırta minik minik “pıt pıt” vuran eller, nedenleri anlayamayan ama yine de inadına dolan gözler… Vedanın en güzel hâlini onlar biliyor.
Şimdi abartıyorum sanılır ama asla değil. Çocuk kalbi, bir insanın yerleşebileceği en güzel yer.
12 Mayıs 2026