«Bir dakika, bir dakika! Bana yalnızca bir tek şeyi söyle Robotların sapıttıkları zaman
yaptıkları o tuhaf danslar, o garip yürüyüşlerin anlamı nedir?»
«Onların mı? Bunu bilmiyorum. Ama bu konuda bir fikrim var. Bildiğin gibi o
yardımcılar Dave’in ‘parmak’larıydılar. Bunu ikimiz de sık sık söylüyorduk. Bence, Dave bir
psikiyatri vakası. Her dönüşünde iyice aptallaşıyordu. İnsanlar ellerini birbirlerine
kenetleyerek başparmaklarını birbirlerinin etrafında döndürürler ya, bence Dave de öyle
bir şey yapıyordu işte.
Dave’in durumu bir robot
için biraz garip. Emrinde altı makine adam var. Her emrine uyan altı robot. Onların her
şeyi Dave’e bağlı. Öl dese ölecekler, kal dese kalacaklar. Herhalde bu Dave’in kafasını
etkiliyor. Belki de egosunu okşamak için bu gücünü iyice vurguluyor.»
«Konuya gir artık.»
«Girdim bile. Belki de bu ‘militarizm’ diye tanımlayabileceğimiz bir olay. Belki de Dave
kendine bir ordu kuruyor. Belki robotlara askeri manevralar yaptırarak onları eğitiyor.
Belki de...»
İyi olsun, hoş olsun .. vicdanlı , akıllı ve sevgi dolu insanlarla dolsun etrafımız , hayvanların karnının doyduğu , başının okşandığı , Bebeklerin oyun oynadığı gülücük saçtığı , babaların marketlerde çocuklarının isteklerini iç geçirmeden sepete atabildiği , annelerin tek derdinin bugün ne yemek yapsak olduğu , basit ama güvenli günlerin birbirini kovaladığı , huzur dolu , aşk dolu bol bereketli 2025 bizim yılımız olsun