Hikâye okuru etkilemiş, onun adalet
duygularını ayağa kaldırmışsa, hikâyede iyi,
kötüye yenilse bile sonuç olumludur. Yeter kiokur, iyi için kötüyle savaşa hazır olsun. Önemli
olan budur. Bazı nedenlerden dolayı edebiyatta
kahramanlar, gerçeğin hayata yerleşmesini
sağlamayabilirler. Bunun Sovyet edebiyatındaki
en belirli örneği, Fedeev’in Partizanlar’ıdır.
Partizan bölüğü devrim için çarpışırken, yeni
hayat uğruna ölüyor, ama okuyucu bütün
varlığıyle onların tarafını tutuyor ve
Partizanlar’ın zaferi de bu oluyor.
Beyaz Gemi’de çocuğun ölümünü
anlatırken, hiçbir zaman kötülüğün iyiliğe ağır
basmasına uğraşmıyorum. Amacım, hayatın
köklerini sağlamlaştırmaktır. Bu, kötülüğün en
kabul olunmaz biçimiyle reddi oluyor ve
kahramanım ölüyor. Bunda başarılı olup
olmadığımı bilemem. Ancak şunu iyi biliyorum,
zafer hiçbir zaman Orozkul’un değildir.
Eleştirmenler burada yanılıyor, kötülüğün iyiliği
yenmesi burada bile göstermeliktir. Evet, çocuk
ölüyor, ama ahlâk üstünlüğü yine onda kalıyor....