Bağırmamış, konuşmamışım.
Hani söyleyecek çok şeyim var da kıyıp söyleyemiyorum der gibi susmuşum.
Hayalim kırıldı anlatabiliyor muyum?
Biliyorum bin bir türlü denediğim hâlde hiç bir türlü anlatamıyorum.
Ah ediyorum.
Bu yüzden ah ediyorum.
Ah edince kendime çarpıyorum.
Çünkü her ah bir kendine çarpıştır, içinde evcil hayvan niyetine ahlak besleyen insan için
İnsan kendine çarparak parçalanınca
Aklının tutacak elleri de kalmıyor...
Bir kadını değerlendirmek gerektiğinde fiziksel kriterleri dışta tutma mantığını asla anlamamıştı. Sanki her şeyden önce, bir kadın erdemli, annelik vasıfları yüksek, zeki, ahlaki değerlere önem veren biri olmak zorundaydı. Onu yüzü, vücudu, görünüşü için beğenmek, sevmek bir hakaretti. Kadınlar da hep “iç güzellikleri” için sevilmeyi isterlerdi.
Tamamen salaklık.